BIST hisse analizi, temettü, değerleme çarpanları ve kantitatif modeller üzerine yazılar. Terminalde kullandığımız yöntemleri burada açıklıyoruz.
Anketler insanların ne söylediğini ölçüyor, ne yaptığını değil. Beklenti anketlerinin neden ters gösterge olabileceğini ve davranış verisinin neden daha güvenilir olduğunu ele alıyoruz. Yatırımcı güven endeksleri, beklenti anketleri, tüketici güveni. Bunların hepsi anket verisi. Ve piyasa yorumunda çok kullanılıyorlar.
Davranışsal finans bulgularının çoğu deneylerden geliyor. Deneyin gücünü (kontrol) ve zayıflığını (yapay ortam, öğrenci katılımcı, küçük bahis) ve saha kanıtıyla birleştirmenin önemini anlatıyoruz. Davranışsal finans, yatırımcıların sistematik hatalarını inceliyor. Bulgularının çoğu deneylerden geliyor.
Raporlanan getiri genelde brüt; elinize geçen çok daha az. İşlem maliyeti, ücret, vergi ve enflasyonun raporlanan sayının ne kadarını yediğini ele alıyoruz. Bir strateji "yıllık yüzde 30 getiri" diyor. Ama o yüzde 30, işlem maliyeti, ücret ve vergi öncesi mi sonrası mı? Fark, size kalanın ne kadar olduğunu belirliyor.
Aylık yüzde 3 getiri, yıllığa çevrilince yüzde 42 oluyor ama nasıl çevrildiği önemli. Kısa dönem tuzağını, aritmetik-geometrik farkını ve volatilite yıllıklandırmasını anlatıyoruz. Bir strateji "aylık yüzde 3 getiri" diyor. Yıllığa çevirince yüzde 42. Kulağa harika geliyor.
Aynı Sharpe oranı, her zaman aynı şeyi ifade etmiyor. Dönem uyuşmazlığı, sıklık farkı ve düzgünleştirme tuzaklarının karşılaştırmaları nasıl bozduğunu ele alıyoruz. İki stratejinin Sharpe oranı aynı: 1,5. Eşit derecede iyi mi? Genelde değil.
Piyasayı yendi" iddiasında "hangi piyasa" sorusu her şeyi belirliyor. Yanlış kıyas türlerini ve Türkiye'de enflasyonun neden ikinci bir kıyas olduğunu anlatıyoruz. Bir strateji "piyasayı yendi" diyor. Peki hangi piyasa? Kıyas ölçütü seçimi, bir performansın iyi mi kötü mü göründüğünü doğrudan belirliyor.
Tek bir ortalama, performansın birkaç dönemden mi geldiğini gizliyor. Kayan performans grafiklerinin bozulmayı ve rejim bağımlılığını nasıl gösterdiğini ele alıyoruz. Bir strateji "yıllık ortalama Sharpe 1,5" diyor. Tek bir sayı. Ama o Sharpe, dönem boyunca sabit miydi, yoksa birkaç harika yıldan mı geliyor?
Bir fon karnesinde beta, alfa ve R-kareyi birlikte okumak. Gizli endeks fonu sorununu ve R-karenin alfaya ne kadar güveneceğinizi nasıl belirlediğini anlatıyoruz. Bir fon karnesinde genelde üç sayı yan yana durur: beta, alfa ve R-kare. Tek tek anlamları var ama asıl hikaye üçünü birlikte okumakta.
Bir strateji yükselişte ne kadarını yakalıyor, düşüşte ne kadarına maruz kalıyor? Yakalanma oranlarını ve asimetrik profilin neden değerli olduğunu ele alıyoruz. Bir strateji, piyasa yükselirken ne kadarını yakalıyor, düşerken ne kadarına maruz kalıyor? Yakalanma oranları bu soruyu cevaplıyor.
Standart sapma soyut, maksimum düşüş somut: gerçekten ne kaybettiğiniz. Toparlanma süresini, su altında kalmayı ve neden en anlamlı risk ölçüsü olduğunu anlatıyoruz. Standart sapma soyut. Maksimum düşüş somut: zirveden dibe gerçekten ne kadar kaybettiniz. Ve stratejide kalıp kalamayacağınızı en iyi bu belirliyor.
Sharpe'ın kör noktalarını kapatan alternatifler. Sortino, Calmar ve Omega oranlarının her birinin hangi soruya cevap verdiğini ve ortak sınırlarını ele alıyoruz. Sharpe oranının kör noktaları var: çarpıklığı ve kuyruk riskini görmüyor. Bu boşlukları kapatmak için geliştirilmiş alternatif ölçüler var.
En çok kullanılan ve en çok yanlış yorumlanan ölçü. Sharpe oranının çarpıklığı ve kuyruk riskini nasıl gizlediğini, deneme sayısının neden şişirdiğini anlatıyoruz. Sharpe oranı, performans ölçmenin en yaygın aracı. Ve tam da bu yaygınlık, en çok yanlış yorumlanan ölçü olmasına yol açıyor.
Bir sonucu anlamlı çıkarmanın birçok sinsi yolu var: değişken avı, dönem avı, yöntem avı. Anlamlılık avcılığının belirtilerini ve nasıl korunulacağını ele alıyoruz. Bir sonucu istatistiksel olarak anlamlı çıkarmanın birçok yolu var. Ve çoğu, hile gibi hissettirmeden yapılıyor.
Her yöntemin varsayımları var, bir sözleşmenin ince yazısı gibi. Finans verisinin çoğu klasik varsayımı ihlal ettiğini ve bir çalışmanın bunu kontrol edip etmediğinin neden önemli olduğunu anlatıyoruz. Her istatistiksel yöntemin arkasında varsayımlar var. Bir sözleşmenin ince yazısı gibi.
Anlamlı bir etki bulamadık" iki şey demek olabilir: etki yok ya da çalışma onu görecek kadar güçlü değildi. Bu ayrımı ve finansta gücün neden genelde düşük olduğunu ele alıyoruz. Bir çalışma "anlamlı bir etki bulamadık" diyor.
Kategorik veriler arasındaki ilişkiyi test eden ki-kare nasıl okunur. Yönü ve gücü söylemediğini, seyrek hücre sorununu ve nedensellik göstermediğini anlatıyoruz. Sayısal olmayan, kategorik veriler arasındaki ilişkiyi test etmenin yolu ki-kare testi. "Sektör ile temettü kesme arasında ilişki var mı?" gibi sorular için.
Getiriler neredeyse hiç normal dağılmıyor. Jarque-Bera gibi testlerin bunu neden hep reddettiğini, ne yapılması gerektiğini ve merkezi limit teoreminin ne zaman kurtardığını ele alıyoruz. Birçok istatistiksel yöntem, verinin normal dağıldığını varsayıyor. Peki getiriler normal dağılıyor mu?
t-testi mi Wilcoxon mu? Parametrik ve parametrik olmayan testlerin farkını, finansta kalın kuyruklar yüzünden neden sıra bazlı yöntemlerin tercih edildiğini anlatıyoruz. Bir çalışma t-testi kullanıyor, öteki Wilcoxon testi. Aralarındaki fark, verinin dağılımı hakkındaki varsayımlarda.
Çok test yapınca anlamlılık eşiği yükseltilmeli. Bonferroni ve FDR düzeltmelerini, deflated Sharpe oranını ve deneme sayısının neden kritik olduğunu ele alıyoruz. Yirmi test yaparsanız, hiçbiri gerçek olmasa bile ortalama biri anlamlı çıkar. Bu, çoklu test tuzağı. Çözümü, eşiği test sayısına göre yükseltmek.
Tek kuyruk test, aynı veriyle daha kolay anlamlı sonuç veriyor ve bazen bir sonucu eşiği geçirmek için kullanılıyor. Ne zaman meşru, ne zaman hile olduğunu anlatıyoruz. Bir test yaparken, "tek kuyruk" ya da "çift kuyruk" seçeneği var.
Bir fark büyük mü küçük mü sorusunu anlamlılık değil etki büyüklüğü cevaplıyor. Cohen'in d'sini, finansta ölçeğin neden farklı olduğunu ve portföy diline çevirmeyi ele alıyoruz. Bir çalışma iki grup arasında "anlamlı fark" buldu. Peki bu fark büyük mü küçük mü? Anlamlılık bunu söylemiyor. Etki büyüklüğü söylüyor.
Uygulama çerçevesi: her şeyi bir araya getirmek. Katmanlı yapıyı, sıralamanın önemini, her şeyi bağlayan iplik olan hayatta kalmayı ve kendi çerçevenizi kurmayı ele alıyoruz.
Bir yatırım sürecini yazıya dökmek: dağınık prensipleri kişisel bir yatırım anayasasına dönüştürmek. Neyin yazılacağını, kuralları duyguya karşı korumayı ve sürecin özgürleştirici gücünü anlatıyoruz. Şu ana kadar birçok prensip ele aldık: dağılma, pozisyon boyutu, tarama, risk yönetimi, psikolojik disiplin.
Hedef bazlı yatırım planı: soyut para büyütmeden somut hedeflere geçiş. Hedefin riski belirlemesini, birden fazla hedefi ayrı kovalar olarak düşünmeyi ve hedefi reel somutlaştırmayı ele alıyoruz. "Para kazanmak" için yatırım yapmak, aslında bir plan değil, bir dilek.
Güven aralığı, tek sayıdan daha dürüst: tahminin makul aralığını ve en kötü senaryoyu gösteriyor. p-değerinin bütün bilgisini içerdiğini ve neden finansta geniş olduğunu anlatıyoruz. Bir tahmin gördüğünüzde, çoğu zaman tek bir sayı olarak sunuluyor. "Prim yüzde 5", "Sharpe 1,6".
Acil durum fonu ve yatırım ayrımı: yatırımlarınızı en kötü zamanda satmaya zorlanmamak. Fonun neden yatırımdan ayrı tutulması gerektiğini, psikolojik güvenliği ve sıralamanın önemini anlatıyoruz. Yatırıma başlamadan önce kurulması gereken bir temel var: acil durum fonu. Bu, yatırım değil, bir güvenlik yastığı.
Maliyet-verim: komisyon ve fon gideri. Küçük maliyetlerin bileşik etkiyle büyük fark yaratmasını, maliyetin kesin getirinin belirsiz olmasını ve değersiz maliyetleri kesmeyi ele alıyoruz. Yıllık yüzde 2 gider oranı, kulağa küçük gelir. Bir işlemde birkaç liralık komisyon, önemsiz görünür.
Vergi: temettü ve değer artışı. İki kazanç türünü, ertelemenin bileşik büyümeyi güçlendirmesini, zararı bir araç olarak kullanmayı ve basitliğin de bir strateji olduğunu anlatıyoruz. Vergi, yatırım getirisinin sessiz bir ortağı. Kazancınızın bir kısmını alır ve uzun vadede bu pay, düşündüğünüzden büyük olabilir.
Kayıtları tutmak ve öğrenmek: gelişmenin döngüsü. Kayıt olmadan öğrenilemeyeceğini, öğrenme döngüsünü, karar kalitesine odaklanmayı ve basit ama sürekli bir sistemi ele alıyoruz. Yatırımda gelişmenin sırrı, daha çok işlem yapmak ya da daha çok haber okumak değil.
Ortalamaya dönen bir seride, dönüş hızı stratejinin uygulanabilirliğini belirliyor. Yarı ömür kavramını ve ortalamanın kendisinin kayması riskini ele alıyoruz. Bazı seriler dengelerinden uzaklaşınca hızla geri döner, bazıları yavaş. Bu hız, o seriye dayalı stratejilerin işe yarayıp yaramayacağını belirliyor.
Ekonomik verilerdeki mevsimsel örüntüler nasıl temizlenir ve yanlış okunmaz. Çeyreklik veriyi bir önceki çeyrekle değil geçen yılın aynı çeyreğiyle karşılaştırmayı anlatıyoruz. Perakende satışları aralıkta patlar, ocakta düşer. Turizm yazın canlanır.
Şans mı beceri mi: kısa vadeli sonuçlarda ayrımın zorluğu. Sonuç yerine sürece bakmayı, kötü süreçle iyi sonuç tehlikesini ve alçakgönüllülük ile sebati anlatıyoruz. Bir yatırımcı iyi bir yıl geçirir ve kendini deha sanır. Bir başkası kötü bir yıl geçirir ve yeteneksiz olduğuna karar verir.
Yıllık portföy değerlendirmesi: geniş perspektifle bütünü gözden geçirmek. Performans, tez, denge ve karar katmanlarını, örüntüleri görmeyi ve stratejiyi gözden geçirmeyi ele alıyoruz. Günlük fiyat takibi, ağaçlara bakmaktır. Yılda bir kez yapılan kapsamlı bir değerlendirme ise, ormanı görmektir.
Tezin bozulduğunu anlamak: geçici dalgalanma ile gerçek bozulmayı ayırmak. Teze geri dönmeyi, bozulmanın temellerdeki işaretlerini ve erken pes etme ile geç fark etme hatalarından kaçınmayı anlatıyoruz. Bir yatırım tezinin çöktüğünü zamanında fark etmek, en değerli yatırım becerilerinden biri.
Bir pozisyonu gözden geçirmek: kararı fiyata değil tezin geçerliliğine bağlamak. Gözden geçirmenin sorularını, üç olası sonucu ve değişikliğe direnç ile açıklık dengesini ele alıyoruz. Bir hisseyi aldınız ve aylar geçti. Onu tutmaya devam mı etmeli, satmalı mı?
Bir ilişki belirli bir tarihte değişti mi? Yapısal kırılma testlerini, Türkiye'nin çok rejimli veri yapısını ve tek sabit ilişki varsaymanın tehlikesini ele alıyoruz. Bir ilişki uzun süre bir şekilde işler, sonra bir olayla değişir. Faiz-borsa ilişkisi bir rejimde bir türlü, başka rejimde başka türlü olur.
Kıyaslama: neye göre başarılı. Doğru kıyası seçmeyi, en iyi performansa bakma hatasını, kıyasın psikolojik değerini ve kendi hedefinizle kıyaslamayı anlatıyoruz. Bir yatırımcı yüzde 30 kazandığını söyleyip gururlanabilir; oysa piyasa o yıl yüzde 50 yükseldiyse, aslında büyük ölçüde geride kalmıştır.
Performansı doğru ölçmek: nominal getiri yanıltır. Reel ölçmeyi, kıyaslamayı, risk ayarlı düşünmeyi ve şans ile beceriyi ayırmayı ele alıyoruz. "Bu yıl yüzde 45 kazandım." Bu cümle, kulağa net gelir ama aslında neredeyse hiçbir şey söylemez. İyi mi, kötü mü? Enflasyona göre ne? Piyasaya göre ne? Ne kadar risk alarak?
Portföyü ne sıklıkta kontrol etmeli: sık kontrolün gürültüye tepki ve kayıp acısını artırması. Fiyat değil tez kontrolünü, yapılandırılmış gözden geçirmeyi ve az bakmanın gücünü anlatıyoruz. Akıllı telefonlar sayesinde, portföyünüzü günde yüz kez kontrol edebilirsiniz. Ve birçok yatırımcı tam da bunu yapar.
Hata sonrası nasıl toparlanmalı: hata kaçınılmaz, önemli olan tepki. Sonucu ve kararı ayırmayı, duygusal toparlanmayı, hatadan öğrenmeyi ve oyunda kalmayı ele alıyoruz. Hata yapacaksınız. Ne kadar disiplinli, ne kadar dikkatli olursanız olun, yatırım kararlarınızın bir kısmı yanlış çıkacak. Bu kaçınılmaz.
Makro-finans çalışmalarının etki-tepki grafikleri nasıl okunur. Güven bandına neden ilk bakılması gerektiğini ve şok sıralaması sorununu anlatıyoruz. Bir çalışma "faiz şoku, borsayı şu şekilde etkiliyor" diyor ve bir grafik gösteriyor. Bu genelde bir VAR modelinden ve etki-tepki analizinden geliyor.
Bir yatırım tezi yazmak: gerekçeyi yazıya dökmenin kararı netleştirmesi. Tezin unsurlarını, gelecekteki değerini ve tezi gerçekliğe göre güncellemek ile çarpıtmak arasındaki farkı anlatıyoruz. Bir pozisyona girmeden önce, neden girdiğinizi bir paragraf halinde yazabiliyor musunuz?
Sabır ve zaman ufku uyumu: bir strateji ancak gerçek sabrınıza uyduğunda işler. Uyumsuzluğun tehlikesini, kendi sabrınızı tanımayı ve sabrın bir güç olmasını ele alıyoruz. Bir strateji ancak, sizin gerçek zaman ufkunuza ve sabrınıza uyduğu sürece işe yarar. Uzun vadeli bir strateji, kısa vadeli bir sabırla uygulanamaz.
Onay yanlılığı: sadece bizi haklı çıkaran bilgileri görmek. Kendini beslemesini, aktif olarak karşı argüman aramayı, karşıt görüşlere maruz kalmayı ve alçakgönüllülüğü anlatıyoruz. Bir hisseye inandığınızda, ilginç bir şey olur: onu destekleyen her haber gözünüze çarpar, çürüten her haber gözden kaçar.
Çapa etkisi: bir fiyata, özellikle geçmiş bir fiyata takılıp kalmak. Geçmiş fiyatın bugünkü değeri belirlemediğini, alım fiyatı çapasını ve çapadan kurtulmayı ele alıyoruz. "Bu hisse 200 liraydı, şimdi 120, çok ucuzlamış." Bu düşünce, en yaygın yatırım tuzaklarından birini barındırır: çapa etkisi.
ARIMA, bir seriyi kendi geçmişiyle tahmin ediyor. Ekonomik seride neden makul, hisse getirisinde neden şüpheli olduğunu ve model seçimi tuzağını ele alıyoruz. ARIMA, bir zaman serisini sadece kendi geçmişini kullanarak tahmin eden bir model. Ekonomik veri ve bazen fiyat serilerinde karşınıza çıkıyor.
ACF grafiği, bir serinin kendi geçmişini ne kadar hatırladığını gösteriyor. Getirilerde neden boş, kare getirilerde neden dolu olduğunu ve yapay otokorelasyon tuzağını anlatıyoruz. Zaman serisi çalışmalarında sık gördüğünüz bir grafik var: dikey çubuklar ve etraflarında bir güven bandı.
Sürü psikolojisi ve FOMO: herkesin yaptığını yapma dürtüsü ve kaçırma korkusu. Sürünün en tehlikeli olduğu anı, hayatta kalma yanlılığını ve direnmenin yollarını anlatıyoruz. Bir hisse ya da varlık hızla yükseliyor, herkes ondan bahsediyor, kazananların hikayeleri her yerde.
Aşırı güven ve fazla işlem: kendi yeteneğimize duyduğumuz abartılı güvenin bizi gereksiz işleme sürüklemesi. Bilgi yanılgısını, fazla güvenin bedelini boyutla ödemeyi ve yapılandırılmış alçakgönüllülüğü ele alıyoruz. İnsanların büyük çoğunluğu, kendini ortalamanın üstünde sürücü sanır.
Batık maliyet tuzağı: geçmişte harcanan zaman, para ve emeğin bugünkü kararı çarpıtması. İleriye bakmayı ve batık maliyet ile sabrı ayırmayı anlatıyoruz. "Bu hisseye bu kadar bekledim, şimdi mi satacağım?" Bu cümle, en pahalı yatırım hatalarından birinin işareti: batık maliyet tuzağı.
Kayıptan kaçınma pratikte: kaybın acısı kazancın sevincinden güçlü. Zarardaki pozisyona bağlanmayı, doğru soruyu ve referans noktası tuzağını ele alıyoruz. Bir kaybın acısı, aynı büyüklükteki bir kazancın sevincinden çok daha güçlüdür. 1000 lira kaybetmek, 1000 lira kazanmaktan yaklaşık iki kat daha fazla hissettirir.
X, Y'yi Granger etkiliyor" cümlesi, adındaki nedensellik kelimesine rağmen sebep-sonuç göstermiyor. Öngörü ile nedensellik farkını ve yaygın yanlış yorumu ele alıyoruz. Bir çalışma "X, Y'yi Granger etkiliyor" diyor. Kulağa X, Y'nin sebebi gibi geliyor. Değil.
Yatırımcının en büyük düşmanı: kendisi. Davranış açığını, beynimizin yatırım için tasarlanmadığını, duyguların en kritik anda devreye girmesini ve kendinizi kurallarla korumayı anlatıyoruz. Çoğu yatırımcı, kaybının sebebini dışarıda arar: kötü piyasa, yanlış tavsiye, kötü şans. Ama gerçek genelde daha rahatsız edici.
İşlem günlüğü tutmak: hafızanın çarpıtmalarına karşı bir çıpa. Ne kaydedileceğini, geriye bakınca örüntülerin ortaya çıkmasını ve kararı sonuçtan ayırmayı ele alıyoruz. En iyi yatırımcılar, sadece işlem yapmaz; işlemlerini kaydeder ve onlardan öğrenir. İşlem günlüğü, her kararı ve gerekçesini yazıya dökmek.
Otomatik ve kurallı işlem disiplini: kararı sakin ana taşımak. Hangi kararların kurala bağlanabileceğini, otomatikleştirmenin gücünü ve aşırı katılıktan kaçınmayı anlatıyoruz. Yatırımda en büyük düşman, çoğu zaman piyasa değil, kendi duygularımız. Korku bizi dipte sattırır, açgözlülük tepede aldırır.
Likit olmayan hissede işlem: sabırlı giriş, düşünülmüş çıkış, sınırlı boyut. Fırsatın disiplinle nasıl değerlendirileceğini ve disiplin olmadan nasıl tuzağa dönüştüğünü ele alıyoruz. Az işlem gören hisseler, çoğu zaman en cazip fırsatları barındırır: kimse izlemediği için fiyatları verimsiz olabilir.
GARCH, getiriyi değil volatiliteyi tahmin ediyor ve volatilite kümelendiği için çalışıyor. Kalıcılık katsayısının nasıl okunacağını ve modelin sınırlarını anlatıyoruz. Getiriyi tahmin etmek neredeyse imkansız ama volatiliteyi tahmin etmek mümkün. GARCH modelleri tam bunu yapıyor ve finansta çok kullanılıyor.
Slippage ve piyasa etkisi: kendi işleminizin fiyatı hareket ettirmesi. Likiditenin belirleyici olduğunu, bu gizli maliyeti azaltmanın yollarını ve küçük yatırımcının avantajını anlatıyoruz. İşlem yaptığınızda, gördüğünüz fiyat ile gerçekleşen fiyat her zaman aynı olmaz. Aradaki fark, slippage.
Ortalama maliyet düşürme: ne zaman mantıklı, ne zaman felaket. Batan bir gemiye para dökme tehlikesini ve kararı fiyata değil tezin geçerliliğine bağlamayı ele alıyoruz. Bir hisse aldınız, fiyatı düştü. Şimdi bir cazibe belirir: "daha ucuza alıp ortalama maliyetimi düşüreyim." Bu, ortalama maliyet düşürme.
Kademeli alım: parça parça girmek. Tek seferde girmenin zamanlama riskini, kademeli alımın psikolojik rahatlığını, maliyet dengesini ve düzenli otomatik yatırımın gücünü anlatıyoruz. Bir hisseye girmeye karar verdiniz. Tüm parayı bugün mü koymalı, yoksa zamana mı yaymalı?
Devir hızı: sessiz getiri katili. Aylık yüzde 85 devrin yıllık getiriden yaklaşık 10 puan götürdüğünü, düşük devrin faydalarını ve deviri düşürmenin çoğu zaman yapmamaktan geldiğini ele alıyoruz. Devir hızı, portföyünüzü ne sıklıkta yenilediğinizi gösterir.
İki seri ayrı ayrı rastgele yürüyebilir ama aralarındaki fark bir ortalamaya dönüyor olabilir. Pair trading'in temeli olan eşbütünleşmeyi ve tuzaklarını ele alıyoruz. İki hisse fiyatı ayrı ayrı rastgele yürüyor, tahmin edilemez. Ama aralarındaki fark sabit bir ortalamaya dönüyor olabilir. Buna eşbütünleşme deniyor.
Zaman serisi analizinin altında yatan varsayım durağanlık. ADF testini, sahte regresyonu ve neden fiyat yerine getiriyle çalışıldığını anlatıyoruz. Zaman serisi analizinin altında sessiz bir varsayım var: serinin istatistiksel özelliklerinin zaman içinde sabit kalması. Buna durağanlık deniyor.
Alım-satım zamanlaması: gün içi zamanlamanın uzun vadeli yatırımcı için gerçekte ne kadar önemli olduğu. Zamanlama takıntısının zararını ve zamanlamayı önemsizleştirmenin yollarını anlatıyoruz. Bir hisse alacaksınız. Sabah mı almalı, öğleden sonra mı? Bugün mü, yarın mı?
İşlem maliyeti: görünen ve görünmeyen. Komisyon, spread, piyasa etkisi ve verginin devir hızıyla nasıl çarpıldığını ve maliyetin belirsiz getirinin aksine kesin bir düşman olmasını ele alıyoruz. Her alım satım bir maliyet taşır. Bazıları apaçık ortada, bazıları gizli.
Emir tipleri: piyasa, limit ve stop. Piyasa emrinin hız ama kontrolsüzlük, limit emrinin kontrol ama garanti eksikliği sunmasını ve emir tipini stratejinize uydurmayı anlatıyoruz. Bir hisse almaya karar verdiniz. Şimdi bunu nasıl yapacağınız var: hangi emir tipini kullanacaksınız?
BIST'te sektör rotasyonu: sektörlerin ekonomik döngüde sırayla parlaması. Rotasyonu tahmin etme tuzağını ve ondan çıkarılacak asıl dersin dağılma ve gizli yoğunlaşmayı görmek olduğunu ele alıyoruz. Piyasada bazen bankalar parlar, bazen sanayi, bazen perakende.
Kendi verinizde bir örüntü buldunuz. Onu literatüre yerleştirmek, hem doğrulamanın hem de gerçekten yeni olup olmadığını anlamanın yolu. Adım adım ele alıyoruz. Diyelim kendi verinizde bir örüntü buldunuz. Bir özellik getiriyi öngörüyor gibi. Heyecanlanmadan önce, onu literatürün içine yerleştirmeniz gerekiyor.
Tavan-taban ve devre kesici: BIST'te fiyat hareketlerini sınırlayan mekanizmalar. Tabana kilitlenmenin likidite kaybını, devre kesicinin nefes molası işlevini ve panik yapmamayı anlatıyoruz. BIST'te fiyatlar sınırsızca hareket edemez.
İşlem hacmi ve likidite katmanları: BIST'te hisselerin likidite açısından piramit gibi dağılması. Hacmin ne söylediğini, katmanın kararınızı belirlediğini ve portföyde likidite dengesini ele alıyoruz. BIST'teki hisseler, likidite açısından hiç eşit değil.
Yabancı takas oranı: yabancı yatırımcı payının anlamı ve yorumu. Seviye değil değişimin bilgilendirici olduğunu, sürü tuzağını ve bunu bir bağlam bilgisi olarak kullanmayı anlatıyoruz. BIST yorumlarında sık geçen bir kavram: yabancı takas oranı. Yabancı yatırımcıların bir hissedeki ya da borsanın genelindeki payı.
Katılım endeksi ve faizsiz yatırım: faaliyet ve finansal oran kriterleri. Bu yaklaşımın genel kalite yatırımıyla örtüşen yanlarını, kısıtın maliyet ve faydasını ve kimin için uygun olduğunu ele alıyoruz.
Yayınlanmış yüzlerce faktörün kaçı gerçek? Harvey, Liu ve Zhu'nun t>3 eşiğiyle 313 değişkenden sadece dokuzunun ayakta kaldığını ve hangi faktörlerin güvenilir olduğunu anlatıyoruz. Akademik literatürde yüzlerce faktör önerilmiş. Her biri getiriyi öngördüğünü iddia ediyor. Hepsine inanmak mümkün değil.
Endeks değişiklikleri: BIST 100 ve BIST 30 etkisi. Pasif fon akışlarının fiyatı nasıl etkilediğini, etkinin haberle değil beklentiyle hareket ettiğini ve endeks yatırımcısı için ne anlama geldiğini anlatıyoruz. BIST 100, BIST 30 gibi endeksler, belli sayıda hisseden oluşur ve bu bileşim düzenli olarak gözden geçirilir.
Temettü takvimi ve BIST temettü kültürü: temettü hakkında hisse fiyatının düşmesi ve temettü avcılığı yanılgısı. BIST'in temettü karakterini, değişken politikaları ve temettüyü reel okumayı ele alıyoruz. Temettü, birçok BIST yatırımcısı için sadece bir gelir kaynağı değil, aynı zamanda bir kültür.
Bilanço dönemleri ve beklentiler: fiyatı hareket ettiren mutlak sonuç değil beklenti farkıdır. Analist konsensüsünü, bilanço okumanın katmanlarını ve uzun vadeli yatırımcı için bilançonun bir teyit anı olmasını anlatıyoruz. Şirketler yılda dört kez finansal sonuçlarını açıklar.
KAP bildirimlerini okumak: dedikoduya değil resmi bilgiye dayanmak. Bildirim türlerini, nasıl okunacağını, bilginin fiyata hızla yansımasını ve KAP'ın söylentiye karşı bir panzehir olmasını ele alıyoruz.
Faktör çalışmalarının raporladığı long-short getiri, gerçekte elde edilmesi zor bir sayı. Açığa satış maliyeti ve kısıtlarının, özellikle Türkiye'de, bu getiriyi nasıl eritdiğini ele alıyoruz. Faktör çalışmaları genelde bir "long-short" getiri raporlar: en iyi desili al, en kötüyü açığa sat.
Faktör makalelerinin kalbi olan on desil tablosu nasıl okunur. Merdivenin düzgünlüğüne, yayılıma ve farkın hangi uçtan geldiğine bakmayı anlatıyoruz. Faktör makalelerinin çoğunda aynı tablo var: hisseler bir özelliğe göre on gruba ayrılmış, her grubun getirisi listelenmiş.
Kur etkisi ve TL bazlı düşünmenin tuzağı: getiriyi hangi para biriminde ölçtüğünüz başarınızı değiştirir. Aynı getirinin iki farklı hikayesini, kurun şirketleri farklı etkilemesini ve dengelemeyi anlatıyoruz. Getirinizi hangi para biriminde ölçtüğünüz, ne kadar başarılı olduğunuzu tümüyle değiştirebilir.
Enflasyon ve reel getiri: Türkiye gerçeği. Nominal ile reel getiri farkını, enflasyonun çıtayı nasıl yükselttiğini, hangi varlıkların koruduğunu ve performansı reel gözle okumayı ele alıyoruz. Bir yatırımcı yıl sonunda portföyüne bakar ve yüzde 50 kazandığını görür. Sevinir.
BIST'in kendine has dinamikleri: yüksek volatilite, enflasyon, kur bağlantısı, sektör yoğunlaşması ve politika duyarlılığı. Evrensel prensiplerin yerel gerçeklere nasıl uyarlanacağını anlatıyoruz. Yatırım prensipleri evrenseldir: dağıl, riskini yönet, maliyetini düşür, uzun düşün.
Enstrüman seçimi: hedefe göre araç. En iyi aracın hedefe bağlı olduğunu, hedef-ufuk-risk üçlüsünü, basitliğin erdemini ve aracı portföyün bütünü içinde değerlendirmeyi ele alıyoruz. Önceki yazılarda birçok yatırım aracını tek tek ele aldık: hisse, fon, BYF, tahvil, altın, döviz, kripto. Şimdi resmi bütünleştirelim.
Yeni bir faktör gerçekten yeni mi, yoksa mevcut faktörlerin karışımı mı? Spanning testinin bunu nasıl ölçtüğünü ve faktör enflasyonuna karşı bir savunma olduğunu ele alıyoruz. Her yıl yeni faktörler öneriliyor. Peki bir yeni faktör, elimizdekilere gerçekten bir şey mi katıyor, yoksa mevcut faktörlerin bir karışımı mı?
Serbest fonlar ve alternatif yatırımlar. Yüksek ücret sorununu, düşük likidite ve karmaşıklık gibi ortak özellikleri ve çoğu bireysel yatırımcı için bu araçların neden gerekli olmadığını anlatıyoruz. Hisse, tahvil, fon, altın, döviz. Bunlar çoğu portföyün temelini oluşturuyor.
Yabancı hisse: ABD piyasasına erişim. Portföyü küresel şirketlere ve dolara açmayı, erişim yollarını, maliyet ve vergi boyutunu ve TL-döviz dengesini ele alıyoruz. BIST, Türk yatırımcının tanıdık evi. Ama dünya borsalarının çok büyük bir kısmı BIST'in dışında ve en büyüğü ABD piyasası.
Halka arzlar: katılmalı mı. İlk gün getirisi ile uzun dönem performansının farkını, ilk günün neden sıçrayıp uzun dönemin neden zayıf olduğunu ve halka arza acele etmemeyi anlatıyoruz. Halka arz (İngilizce kısaltmasıyla IPO), bir şirketin ilk kez borsaya açılıp hisselerini halka satması.
Küçük ölçekli hisseler: fırsat ve risk. İzlenmeme ve büyüme potansiyelini, kırılganlık ve likidite risklerini, küçük yatırımcının avantajını ve bir uydu alanı olarak nasıl kullanılabileceğini ele alıyoruz. Borsanın devleri herkesin gözü önünde: bankalar, holdingler, büyük sanayi şirketleri.
Yıllık yüzde X prim" tek sayısı, geniş bir belirsizliği gizliyor. Faktör primlerinin güven aralıklarının neden bu kadar geniş olduğunu ve tek sayıya güvenmemek gerektiğini anlatıyoruz. Bir çalışma "değer faktörünün primi yıllık yüzde 5" diyor. Bu tek sayı, aslında geniş bir belirsizliği gizliyor.
Temettü hisseleri: nakit akışı arayanlar için. Temettünün cazibesini, yüksek verimin her zaman iyi olmadığını, sürdürülebilirliğin işaretlerini ve BIST'te temettüyü reel gözle okumayı anlatıyoruz. Temettü hisseleri, düzenli nakit getiri arayan yatırımcıların favorisi.
Endeks yatırımı: piyasayı yenmek yerine sahiplenmek. Çoğu aktif yatırımcının neden piyasayı yenemediğini, endeksin avantajlarını, BIST'e özgü inceliği ve aktif-pasifi birleştirmeyi ele alıyoruz. Yatırım dünyası, piyasayı yenmeye çalışan aktif yatırımcılarla dolu.
Kripto: yüksek volatilite dünyası. Değerleme çıpasının olmamasını, aşırı volatiliteyi, pozisyon boyutunun her şey olduğunu ve kriptonun bir uydu pozisyonu olarak nasıl ele alınabileceğini anlatıyoruz. Kripto paralar, son on yılın en tartışmalı varlık sınıfı.
Döviz ve kur pozisyonu: bir getiri değil denge aracı. Sadece nakit döviz tutmanın neden yetersiz olduğunu, döviz cinsinden yatırımı ve kuru tahmin etmek yerine dengelemeyi ele alıyoruz. Döviz, Türkiye yatırımcısının en tanıdık olduğu varlıklardan biri.
Bilgi oranı, bir alfanın ne kadar tutarlı üretildiğini ölçüyor. Takip hatasını, appraisal oranını ve aktif yönetimin değer katıp katmadığını nasıl anlayacağımızı ele alıyoruz. Bir strateji alfa üretiyor. Ama o alfayı ne kadar tutarlı üretiyor? İşte bu soruyu bilgi oranı cevaplıyor.
Üç faktörlü model mi beş faktörlü mü? GRS testini, alfaların nasıl değerlendirildiğini ve "yeni model eskisini yeniyor" iddialarının tuzaklarını ele alıyoruz. Üç faktörlü model mi, beş faktörlü mü? Momentum eklemeli mi? Faktör modelleri sürekli karşılaştırılıyor ve hangisinin daha iyi olduğunu belirlemenin yolları var.
Altın ve kıymetli maden: portföydeki sigorta. Altının düşük korelasyonunu, kriz ve enflasyon korumasını, getiri üretmeme bedelini ve portföyün merkezine değil kenarına konmasını anlatıyoruz. Altın, binlerce yıldır değer saklama aracı. Bir şirket gibi kâr üretmez, bir tahvil gibi faiz ödemez, sadece durur.
Eurobond ve tahvil: borçlanma araçlarını anlamak. Öngörülebilir nakit akışını, kredi ve faiz riskini, ve eurobondun Türkiye'de hem faiz getirisi hem kur koruması sağlamasını ele alıyoruz. Hisse, bir şirkete ortak olmak. Tahvil ise bir şirkete ya da devlete borç vermek.
Borsa yatırım fonları (BYF): hisse gibi al, fon gibi dağıl. Düşük maliyetli geniş dağılım avantajını, likidite ve takip hatası gibi dikkat noktalarını ve kimin için ideal olduğunu anlatıyoruz. Borsa yatırım fonu (BYF), İngilizce kısaltmasıyla ETF, iki dünyanın en iyisini birleştirmeye çalışan bir araç.
Bireysel emeklilik ve emeklilik fonları: uzun vadeli birikimin özel aracı. Devlet katkısını, erişim kısıtının paradoksal faydasını, fon seçiminin önemini ve otomatik disiplinin gücünü ele alıyoruz. Bireysel emeklilik sistemi (BES), uzun vadeli birikimi teşvik etmek için kurulmuş özel bir yapı.
Pozitif bir alfa, gerçek beceri ya da eksik model olabilir. Finans tarihinin sonradan açıklanan alfalarla dolu olduğunu ve model gücünün her şeyi belirlediğini anlatıyoruz. Bir strateji alfa üretiyor deniyor: bilinen risklerle açıklanamayan fazla getiri. Kulağa değerli geliyor.
Hisse senedi: ne aldığınızı anlamak. Bir hissenin bir şirketin parçası olduğunu, iki getiri kaynağını, fiyat-değer farkını ve BIST'te hisse sahibi olmanın yerel gerçeklerini ele alıyoruz. Hisse senedi almak, çoğu insan için ekranda bir kod alıp fiyatının yükselmesini beklemek.
Kendi taramanızı kendinizi kandırmadan test etmek: geriye dönük test tuzakları, örneklem dışı ve ileriye yürüyen test. Sızıntısız test yaklaşımımızı ve alçakgönüllü kalmayı anlatıyoruz. Bir tarama kurdunuz ve mantıklı görünüyor. Ama gerçekten işe yarıyor mu? Yoksa sadece kulağa hoş mu geliyor?
Taramadan portföye: son alım kararı. Bir aday listesinin henüz portföy olmadığını, ağırlık, portföye uyum ve zamanlama kararlarını ve her pozisyona bir tez eklemeyi ele alıyoruz. Taramanızı çalıştırdınız, ikinci süzgeçten geçirdiniz, elinizde beş sağlam aday var.
Bir portföyün faktör yükleri, gerçek karakterini adından çok daha iyi anlatıyor. Getirinin ne kadarının ucuza elde edilebilir faktörlerden geldiğini nasıl göreceğimizi ele alıyoruz. Bir fon ya da strateji, bilinen faktörlere ne kadar maruz? Bu soruyu faktör yükleri cevaplıyor.
Tarama ne sıklıkta yenilenmeli: faktörün değişim hızıyla eşleşen sıklık. Sık yenilemenin işlem maliyeti ile seyrek yenilemenin kaçırdığı fırsatlar arasındaki dengeyi ve eşik bazlı yenilemeyi anlatıyoruz. Bir tarama kurdunuz ve portföyünüzü ona göre oluşturdunuz.
Tarama tuzakları: veri madenciliği. Geçmişe mükemmel uyan bir taramanın gelecekte çökebileceğini, belirtilerini ve basitlik, mekanizma, örneklem dışı testle korunmayı ele alıyoruz. Bir tarama kurup geçmiş veride test ediyorsunuz ve harika sonuçlar veriyor: yılda yüzde 40 getiri. Heyecanlanıyorsunuz.
Likidite filtresi: neredeyse her taramada olması gereken kontrol. En cazip tarama sonuçlarının çoğu zaman en likit olmayanlar olduğunu ve kağıt üstündeki fırsatı gerçek fırsattan ayırmayı anlatıyoruz. Bir tarama kurarken herkes değere, kaliteye, momentuma odaklanır.
Tarama sonucunu elemek: ikinci süzgeç. Taramanın göremediği kırmızı bayrakları, sayıların gerçekliğini ve portföye uyumu kontrol ederek listeyi acımasızca kısaltmayı ele alıyoruz. Taramanız çalıştı ve önünüzde bir liste var: kriterlerinize uyan otuz hisse. Şimdi ne olacak?
Faktör çalışmalarının standart yöntemi Fama-MacBeth. Her dönemi ayrı ele alıp zaman ortalamasını almanın neden doğru olduğunu ve çıktısının nasıl okunacağını ele alıyoruz. Faktör çalışmalarının çoğu tek bir yöntemle sonuç raporlar: Fama-MacBeth.
Finans verisi genelde iki boyutlu: çok firma, çok dönem. Sabit etki ile rastgele etki ayrımının katsayının anlamını nasıl değiştirdiğini anlatıyoruz. Finans verisi genelde iki boyutlu: birçok firma, birçok dönem. Buna panel veri deniyor ve nasıl analiz edildiği sonucu değiştiriyor.
Kompozit skor: faktörleri birleştirmek. Kendi çalışmalarımızda bileşik skorun en iyi tek faktörü geçtiğini, ağırlıklandırma tuzağını ve kompozitin de bir başlangıç olduğunu anlatıyoruz. Değer, kalite, momentum, temettü. Her biri tek başına bir tarama yaklaşımı. Ama neden birini seçmek zorunda olasınız?
Temettü taraması: en yüksek verim değil, en sürdürülebilir temettü. Yüksek verim tuzağını, temettü sürdürülebilirliğinin işaretlerini ve BIST'in temettü kültürünü ele alıyoruz. Temettü, şirketin kârından ortaklarına dağıttığı nakit.
Momentum taraması: yükseleni kovalamanın mantığı ve ani çöküş riski. 52 haftalık zirve gibi ölçüleri, momentum çöküşlerini ve momentumu diğer faktörlerle ehlileştirmeyi anlatıyoruz. Momentum, son dönemde yükselen hisselerin yükselmeye, düşenlerin düşmeye devam etme eğilimi.
Kalite taraması: sağlam şirketleri sayılarla bulmak. Kârlılık, istikrar, bilanço sağlamlığı ve nakit üretimini, ve kalitenin neden çoğu zaman değerle birlikte en iyi çalıştığını ele alıyoruz. "Kaliteli şirket" sezgisel bir kavram: güçlü, kârlı, iyi yönetilen, dayanıklı.
Kağıt üstünde mükemmel bir model, iyi haber değil uyarı işareti. Aşırı uyumun bir regresyon çıktısındaki belirtilerini ve neden mükemmel uyumun kötü olduğunu ele alıyoruz. Aşırı uyum, modelin geçmişi ezberlemesi. Bir regresyon tablosuna bakarak bunun belirtilerini yakalayabilirsiniz.
Değer taraması: ucuz ama tuzaklı. Ucuzluğun nasıl ölçüldüğünü, değer tuzağını ve ucuzluğu kaliteyle birleştirmenin haklı ucuz ile gerçek fırsatı ayırmaya nasıl yardım ettiğini anlatıyoruz. Değer yatırımı, ucuz hisseleri bulup uzun vadede değerlerine ulaşmalarını beklemek.
Bir tarama nasıl kurulur: yüzlerce hisseyi yönetilebilir bir listeye indirmek. Taramanın seçmek değil elemek olduğunu, iyi kriterlerin ve kendi mantığınıza bağlı bir taramanın önemini ele alıyoruz. Borsada yüzlerce hisse var. Hepsini tek tek incelemek imkansız.
Risk paritesi fikri pratikte: parayı değil riski eşit dağıtmak. Klasik dengeli portföyün aslında gizli bir hisse bahsi olduğunu ve bir bireysel yatırımcının kaldıraçsız bu fikirden neyi alabileceğini anlatıyoruz. Risk paritesi, büyük kurumsal fonların kullandığı bir portföy kurma yaklaşımı.
Kara kuğu ve uç riske hazırlık: modeller uç riski kaçırır çünkü getiriler kalın kuyruklu. Tahmin değil hazırlık, dayanıklılık unsurları ve uç riski avantaja çevirmeyi ele alıyoruz. Piyasa modelleri genelde normal koşulları varsayar.
Birbirine benzeyen değişkenler katsayıları kararsızlaştırıyor. Beklenmedik işaret, şişkin standart hata gibi belirtileri ve Fama-French testlerindeki tutarsızlıkla bağlantısını anlatıyoruz. Çoklu doğrusallık, açıklayıcı değişkenlerin birbirine çok benzemesi. Katsayıları kararsızlaştırıyor ve yorumu bozuyor.
Nakit akışı ve likidite riski: kağıt üzerinde zengin ama nakde ihtiyaç duyduğunda satamayan yatırımcının tuzağı. Likiditenin sakinken görünmez, kriz anında öldürücü olmasını anlatıyoruz. Bir yatırımcı kağıt üzerinde zengin olabilir ama nakde ihtiyaç duyduğunda o zenginliğe erişemezse, gerçek bir sorunu var demektir.
Tek pozisyon limiti: hiçbir hissenin portföyü ele geçirmemesi için basit ama güçlü bir kural. Limitin aşırı güvene karşı bir sigorta olduğunu ve kazananı budamanın zorluğunu ele alıyoruz.
Maksimum düşüşe göre boyutlandırma: portföyü hayatta kalma üzerine kurmak. En kötü senaryoyu ve pozisyonların birlikte düşmesini hesaba katarak boyut belirlemeyi anlatıyoruz. Pozisyon boyutunu belirlemenin çoğu yöntemi, kazanç potansiyeline ya da güvene bakar.
Kaldıraç neden çoğu zaman gereksiz: kazancı da kaybı da büyütür ama asimetri aleyhinize. Zorla tasfiyenin sizi tam dipte oyundan çıkardığını ve çoğu bireysel yatırımcıya kaldıracın gereksizliğini ele alıyoruz. Kaldıraç, borç alarak yatırım büyüklüğünüzü artırmak.
Bir regresyonda logaritma varsa, katsayı yüzde ya da esneklik olarak okunuyor. Log-log ve log-lineer modellerde yorumun nasıl değiştiğini ve büyük katsayı tuzağını ele alıyoruz. Bir regresyonda değişkenlerin logaritması alınmışsa, katsayıların yorumu değişiyor. Artık birimlerle değil, yüzdelerle konuşuyorsunuz.
Sektör, dönem gibi kategorik bilgiyi bir regresyona sokmanın yolu kukla değişken. Referans grubu meselesini ve sabit etkilerin katsayı yorumunu nasıl değiştirdiğini anlatıyoruz. Regresyon sayılarla çalışıyor. Peki sektör, dönem, ya da "kriz mi değil mi" gibi kategorik bilgiyi nasıl sokarsınız? Cevap kukla değişken.
Korelasyonlu pozisyonların gizli riski: ayrı ayrı güvenli görünen pozisyonlar birlikte hareket ediyorsa tehlikeli. Kriz anında korelasyonların bire yaklaşmasını ve gerçek çeşitliliği aramayı anlatıyoruz. Portföyünüzdeki her pozisyon tek başına makul boyutta olabilir, hiçbiri sınırı aşmıyor olabilir.
Kelly kriteri ve neden tamını kullanmamalı: optimal bahis boyutu formülünün girdilerdeki hataya aşırı duyarlılığı. Kesirli Kelly'nin dalgalanmayı ve fazla güveni nasıl dengelediğini ele alıyoruz. Kelly kriteri, kumar ve yatırım dünyasında ünlü bir formül.
Stop-loss'un mantığı ve tuzakları: gürültüye takılmak ve dipte satmak. Fiyat stopu yerine tez stopu kullanmanın uzun vadeli yatırımcı için neden daha sağlam olduğunu anlatıyoruz. Stop-loss, fiyat belli bir seviyenin altına düşerse pozisyonu otomatik satan bir emir.
Risk bütçesi: riski bir bütçe gibi pozisyonlar arasında bilinçli paylaştırmak. Para bütçesinin gizli risk yığılmalarını sakladığını, korelasyonun bütçeyi nasıl etkilediğini ele alıyoruz. Çoğu yatırımcı parasını bir bütçe gibi düşünür: şu kadarını hisseye, şu kadarını fona.
Bir değişkenin etkisi, başka bir değişkene bağlı olabiliyor. Trend ve momentum konumunun etkileşimi gibi, bizim en güçlü bulgularımızdan birinin aslında bir etkileşim etkisi olduğunu gösteriyoruz. Bir regresyonda bazen iki değişkenin çarpımı da yer alır.
Sabit oran mı, volatiliteye göre mi boyutlandırma: eşit para eşit risk demek değil. Ters volatilite ağırlıklandırmasının maksimum düşüşü nasıl azalttığını ve iki yöntemin dengesini anlatıyoruz. Pozisyon boyutunu belirlemenin iki temel yolu var. Birincisi, her pozisyona aynı miktarda para koymak.
Pozisyon boyutu: en önemli ama en ihmal edilen karar. Boyutun çoğu zaman hisse seçiminden çok sonucu belirlediğini, aşağı yönü düşünmeyi ve bir tavan belirlemeyi ele alıyoruz. Yatırımcılar saatlerce hangi hisseyi alacaklarını tartışır.
Portföy kompozisyonunu tek sayfada görmek: fiyat listesi değil maruziyet haritası. Varlık sınıfı, sektör, para birimi ve faktör katmanlarını bir bakışta görmenin gizli yoğunlaşmaları nasıl ortaya çıkardığını anlatıyoruz.
Küçük hesap ile büyük hesabın yönetimi: aynı prensipler, farklı uygulama. Küçük hesabın çeviklik avantajını, büyük hesabın likidite kısıtını ve her ölçeğe uygun düşünmeyi ele alıyoruz. Yatırım tavsiyeleri genelde tek bir yatırımcı tipini varsayar.
Faktör modellerinde kesişim terimi alfa adını alıyor: açıklanamayan getiri. Bir alfanın gerçek beceri mi yoksa eksik model mi olduğunu nasıl ayırt edeceğimizi ele alıyoruz. Regresyon tablosunda genelde en üstte bir satır var: kesişim, sabit terim ya da alfa. Diğer değişkenlerin katsayılarından farklı bir anlam taşıyor.
Vergi açısından verimli portföy düzeni: ertelemenin bileşik büyümeyi güçlendirmesi, zararı bir araç olarak kullanmak ve teşvikli hesaplar. Kuraldan bağımsız kalıcı prensiplere odaklanıyoruz. İki yatırımcı aynı hisseleri alıp aynı getiriyi elde edebilir ama ellerine geçen net tutar farklı olabilir.
Portföyden çıkarken satış kuralları: tez bozulunca, daha iyi fırsat çıkınca ya da risk yönetimi için satmak. Satışı zorlaştıran kayıptan kaçınma ve batık maliyet tuzaklarını ve satışı baştan planlamayı anlatıyoruz. Almak kolaydır, çünkü umut vardır.
Portföye yeni pozisyon eklerken sorulacak soru: bu hisse iyi mi değil, portföyüme ne katıyor. Örtüşmeyi kontrol etmeyi, hedef boyutu ve çıkışı baştan belirlemeyi ele alıyoruz. Cazip bir hisse buldunuz. Bilançosu sağlam, hikayesi ikna edici, fiyatı makul. Almadan önce çoğu yatırımcı tek bir soru sorar: bu hisse iyi mi?
Yeniden dengeleme: ne zaman, ne sıklıkta. Portföyün kendiliğinden en şişkin varlığa kaydığını, dengelemenin hem riski hedefte tuttuğunu hem de pahalıyı sat ucuzu al disiplinini dayattığını anlatıyoruz. Portföyünüzü özenle kurdunuz: yüzde 60 hisse, yüzde 20 faiz, yüzde 10 altın, yüzde 10 döviz.
Aynı katsayı, hangi standart hata yöntemini kullandığınıza göre anlamlı ya da anlamsız çıkabiliyor. Robust, kümelenmiş ve Newey-West farkının neden sonucu belirlediğini anlatıyoruz. Bir katsayı sabit. Ama ona ne kadar güvenebileceğiniz, hangi standart hata yöntemini kullandığınıza göre değişiyor.
Bir regresyon katsayısının işareti ve büyüklüğü nasıl okunur. Birim meselesini, standartlaştırılmış katsayıyı ve beklenmedik işaretin neden bir uyarı olduğunu ele alıyoruz. Regresyon tablosunun kalbi katsayılardır. Her satırda bir sayı ve o sayı, bir değişkenin getiriyle ilişkisini özetliyor.
Faktör dağılımı: değer, momentum ve kaliteyi dengelemek. Faktörlerin de sektörler gibi sırayla parladığını ve düşük korelasyonları sayesinde birlikte kullanıldıklarında portföyü istikrarlı kıldığını ele alıyoruz. Sektör dağılımını çoğu yatırımcı bilir. Faktör dağılımı ise daha az konuşulur ama en az onun kadar önemli.
Sektör dağılımı ve gizli yoğunlaşma: yirmi hisse tutmak, hepsi aynı sektördeyse dağılma sağlamaz. Hisse saymanın değil örtüşen riskleri görmenin gerçek dağılmayı belirlediğini anlatıyoruz. Portföyünüzde yirmi farklı hisse var, dağıldığınızı düşünüyorsunuz.
Coğrafi dağılım: sadece BIST'e bağlı kalmamak. Tek ülke riskini, yurt dışı hissenin aynı zamanda kur koruması sağladığını ve TL-döviz dengesini ele alıyoruz. Çoğu Türk yatırımcının portföyü baştan sona BIST hisselerinden oluşuyor. Bu doğal, çünkü en tanıdık, en erişilebilir piyasa burası.
Varlık sınıfları arası dağılım: hisse, faiz, altın, döviz. Uzun vadeli getiriyi en çok belirleyen kararın hisse seçimi değil bu dağılım olduğunu ve Türkiye'nin kur-enflasyon denklemini anlatıyoruz. Portföy tartışmaları genelde "hangi hisse" ile başlayıp orada kalıyor.
Yüz yazıyı tek bir çerçevede topluyoruz: bir sayısal iddia için gerçek mi, ne kadar büyük, uygulanabilir mi, sürdürülebilir mi. Ve sayıların kesinlik değil belirsizliğin boyutunu verdiği. Yüz yazının sonuna geldik. Bu son yazı, hepsini tek bir çerçeveye topluyor: karşınıza bir sayısal iddia geldiğinde nasıl düşünmeli.
Portföyde ne kadar nakit tutulmalı: güvenlik ve fırsat işlevleri arasındaki denge. Enflasyon ortamında nakdin nasıl eridiğini ve nakdi piyasayı zamanlama silahı olarak kullanmamak gerektiğini ele alıyoruz. Nakit, yatırımcıların en çok yanlış anladığı pozisyon.
Çekirdek-uydu yaklaşımı: portföyün büyük sakin çekirdeği ile küçük iddialı uydularını birleştirmek. Güvenlik arzusu ile piyasayı yenme hevesini çatıştırmadan bir arada tutmanın pratik yolu. Yatırımcıların çoğu iki arzu arasında sıkışır. Bir yandan güvenli, dalgalanması düşük, geceleri uyutan bir portföy isterler.
Hisselere nasıl ağırlık verilir: eşit, piyasa değerine göre ya da volatiliteye göre. Her yöntemin farklı bir portföy ürettiğini ve ağırlığı bilinçli bir kurala bağlamanın önemini anlatıyoruz. Portföyünüze on hisse seçtiniz. Peki her birine ne kadar pay vereceksiniz?
Portföyde kaç hisse taşımalı: yoğunlaşma ile dağılma arasındaki denge. Riskin büyük kısmının 15-25 hisseyle alındığını, ama sayının değil örtüşmenin gerçek dağılmayı belirlediğini ele alıyoruz. Portföyde kaç hisse olmalı? Bir yatırımcı beş hissede yoğunlaşırken, bir başkası elliye yayılıyor.
Portföy kurarken hisse seçiminden önce gelen üç karar: ne kadarını riske atacağınız, zaman ufkunuz ve dalgalanmaya gerçek dayanıklılığınız. Bu üç karar, getiriyi tek bir hisse seçiminden çok daha fazla belirliyor. Elinizde bir miktar para var ve yatırmak istiyorsunuz. İlk refleks genelde "hangi hisse" oluyor.
ABD verisinde bulunmuş bir etki, BIST'te de işe yarar mı? Bir bulgunun taşınabilmesi için geçmesi gereken engelleri ve test etmeden uygulamamanın önemini anlatıyoruz. ABD verisinde bulunmuş bir etki okudunuz. İkna edici. Peki bu, BIST'te de işe yarar mı? Bu soru göründüğünden zor.
Yayınlanan çalışmalar anlamlı sonuç bulanlar; anlamsızlar çekmecede kalıyor. Bu dosya çekmecesi sorununun literatürü nasıl çarpıttığını ve nasıl korunulacağını ele alıyoruz. Bir konuda on çalışma yayınlanmış ve hepsi aynı yönde. İkna edici görünüyor.
Bir hisseyi ilk kez incelerken hangi sırayla bakmak gerekir? Değerleme çarpanlarından bilanço sağlığına, kârlılıktan geçmiş performansa 6 adımlık pratik bir çerçeve.
Yüksek temettü verimi her zaman iyi haber değildir. Verimin nasıl hesaplandığını, hangi durumlarda yanıltıcı olduğunu ve dağıtım sürdürülebilirliğinin nasıl kontrol edildiğini anlatıyoruz.
KAP'ta her gün yüzlerce bildirim yayınlanıyor. Hepsini takip etmek imkansız ve gereksiz. Çoğu rutin, bir kısmı önemli, çok azı fiyatı gerçekten hareket ettiriyor.
Türkiye'de uzun süredir konuşulan ama uygulanmayan bir muhasebe standardı vardı. Yüksek enflasyon ortamında finansal tabloların düzeltilmesi. TMS 29.
Teknik analiz kitaplarında onlarca mum formasyonu anlatılır. Yutan boğa, çekiç, doji, sabah yıldızı, asılı adam, üç asker. Her birinin bir hikayesi ve bir tahmini vardır.
Bir şirketin değeri, gelecekte üreteceği nakitlerin bugünkü karşılığıdır. İndirgenmiş nakit akımı modeli bu cümleyi hesaba çevirir.
Bir şirketi en iyi kim bilir sorusu kolay. Genel müdür, finans direktörü, yönetim kurulu üyeleri.
Bir hisseye derinlemesine bakmak saatler alır. Ama çoğu hisse o saatleri hak etmiyor. Elemek, seçmekten çok daha hızlı olmalı.
Yatırım içeriklerinde sık rastlanan bir kural var. Endeks 10 aylık hareketli ortalamasının üstündeyse hisseye yatırım yapın, altına düştüğünde nakde geçin.
Hisse seçmek işin yarısı. Diğer yarısı, seçtiğiniz hisselere ne kadar para koyacağınız.
Backtest ekranında güzel bir eğri görüyorsunuz. Yıllık getiri yüksek, Sharpe oranı iyi, düşüş dönemleri kontrollü. Sonra o stratejiyi gerçekten uygulamaya başlıyorsunuz ve sonuç aynı olmuyor.
Borsa modeli yapan herkesin aklına bir noktada aynı fikir geliyor. Elimizde onlarca özellik var, geçmiş getiri verisi var, neden bir makine öğrenmesi modeli eğitmeyelim.
Çoğu yatırımcının içgüdüsü şudur: bir hisse yıllık zirvesindeyse artık geç kalınmıştır. Fiyat çok yükselmiş, potansiyel tükenmiş, düzeltme gelecektir.
Borsada işlem gören şirketler her yıl faaliyet raporu yayınlamak zorunda. Bunlar kamuya açık, herkes indirebiliyor. Ama pratikte kimse okumuyor, çünkü tek tek okumak imkansız.
Finans derslerinin ilk haftasında öğretilen kural basittir. Daha çok risk alırsan daha çok kazanırsın. Volatilite riskin ölçüsüdür, o yüzden çok oynayan hisseler uzun vadede daha yüksek getiri…
Faaliyet raporları uzun. Yüz sayfayı geçenler var, iki yüzü bulanlar var. İçinde kurumsal yönetim beyanları, komite üyeleri, sürdürülebilirlik hedefleri, bağımsız denetçi metni ve sayfalarca…
Fibonacci düzeltme seviyeleri teknik analizin en popüler araçlarından biri. Bir yükselişin dibini ve tepesini işaretlersiniz, program 0,236, 0,382, 0,5, 0,618 ve 0,786 seviyelerini çizer.
Klasik hacim çubukları grafiğin altında durur ve size sadece şunu söyler: o gün ne kadar işlem oldu. Faydalı bir bilgi ama eksik.
Fiyat kazanç oranı borsada en çok kullanılan tek sayı. Hisse fiyatını hisse başına kâra bölersiniz, çıkan rakam şirketin kaç yıllık kârı kadar fiyatlandığını söyler. Düşükse ucuz, yüksekse pahalı.
Hisse tarama yapan çoğu kişi bir noktada temettü verimine göre sıralama yapar. Listenin en üstünde yüzde 15, yüzde 20 verimle duran isimler görünür. İlk tepki hep aynıdır: bu nasıl bir fırsat.
Bir strateji kurup geçmiş veride test etmek kolay. Sonucun gerçek olması zor. Aradaki fark, çoğu insanın hiç fark etmeden düştüğü birkaç tuzakta gizli.
Borsada en çok tekrarlanan cümlelerden biri şu: ucuzken al, pahalıyken sat. Kulağa o kadar mantıklı geliyor ki kimse test etme ihtiyacı duymuyor.
Bu serideki ve borsada sık karşılaşacağınız terimlerin kısa tanımları.
Yatırımcıların gerçekleşen getirisi, yatırım yaptıkları araçların getirisinin genelde altında kalıyor. Fon iyi performans gösteriyor ama fona yatırım yapanlar aynı performansı elde edemiyor.
Her gün onlarca ekonomik veri açıklanıyor. Hepsini takip etmek hem imkansız hem gereksiz.
Kamuyu Aydınlatma Platformu, halka açık şirketlerin bilgi vermek zorunda olduğu resmi platform. Tamamen ücretsiz ve herkese açık.
Portföyünüzün tamamı BIST'te ise, tek bir ülkeye bahis yapmış oluyorsunuz. Coğrafi çeşitlendirme, bu yoğunlaşmayı azaltmanın en doğrudan yolu.
Türkiye'de bu iki varlık, yatırım tartışmalarının merkezinde. Ama ikisi de klasik anlamda bir yatırım aracı değil ve bu ayrımı bilmek beklentilerinizi doğru ayarlamanızı sağlıyor.
Tahvil, borç senedi. Devlete ya da bir şirkete borç veriyorsunuz, karşılığında düzenli faiz ve vade sonunda anapara alıyorsunuz.
Borsa yatırım fonu, endeksi takip eden ve borsada hisse gibi işlem gören bir fon. Kısaca ETF deniyor.
Yatırım fonları: içine bakmak. Fonun içeriğini, en kritik sayı olan gider oranını, aktif-pasif ayrımını ve geçmiş performansa güvenmemeyi anlatıyoruz. Yatırım fonu, birçok yatırımcının parasını toplayıp bir profesyonelin yönettiği bir havuz.
Yumurtaları tek sepete koyma" herkesin bildiği bir tavsiye. Ama uygulaması sanıldığı kadar basit değil.
Erken başlayın, bileşik getiri sizin için çalışsın" tavsiyesi doğru ama genelde eksik anlatılıyor.
Hangi hisseyi alacağınıza saatler harcayıp, ne kadar alacağınıza saniyeler ayırmak çok yaygın.
Yatırım konuşmalarının neredeyse tamamı getiri üzerine. Risk ise soyut bir uyarı cümlesi olarak sonda geçiyor.
Grafik platformlarında yüzlerce gösterge var. Hepsi aynı üç girdiden hesaplanıyor: fiyat, hacim, zaman.
Bu üç kavram teknik analizin temelini oluşturuyor. Aynı zamanda en çok keyfi kullanılan üç kavram.
Grafik, fiyatın geçmişinin resmi. Geleceği göstermiyor ama geçmişi doğru okumak, bugünkü fiyatın nerede durduğunu anlamanızı sağlıyor.
Bir sabah hesabınıza bakıyorsunuz ve hisse sayınız artmış ama fiyat düşmüş. Ya da temettü yattı ama toplam değeriniz değişmedi.
Üç finansal tabloyu okuduktan sonra elinizde bir sürü sayı oluyor. Rasyolar, bu sayıları karşılaştırılabilir hale getiriyor.
Fiyat, hisse için ödediğiniz şey. Değer, karşılığında aldığınız şey. Değerleme, ikisinin arasındaki farkı tahmin etme çabası.
Bir şirket kâr yazıp iflas edebilir. Kulağa tuhaf geliyor ama sık görülüyor ve sebebi tek cümlede özetleniyor: kâr bir muhasebe kavramı, nakit ise gerçek para.
Bilanço bir fotoğrafsa, gelir tablosu bir filmdir. Belirli bir dönem boyunca şirketin ne kadar sattığını, ne kadar harcadığını ve geriye ne kaldığını gösterir.
Halka arz, bir şirketin hisselerini ilk kez halka satması. Türkiye'de dönem dönem büyük ilgi gördü ve bu ilgi hem fırsat hem tuzak barındırıyor.
Bir şirketin finansal durumunu anlamak için üç tabloya bakıyoruz. Bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu. Bu yazı ilkini anlatıyor.
Her akşam haberlerde bir sayı söyleniyor. Bu sayının ne olduğunu, nasıl hesaplandığını ve neyi göstermediğini bilmek, piyasayı okuma biçiminizi değiştiriyor.
Ekranda tek bir fiyat görüyorsunuz. Arkasında bir liste var ve o listeyi okuyabilmek, borsayı anlamanın en somut adımlarından biri.
Bir hisseyi almak istediğinizde sisteme bir emir gönderiyorsunuz. O emri nasıl yazdığınız, ödeyeceğiniz fiyatı doğrudan etkiliyor.
Hisse almak için borsaya doğrudan gidemezsiniz. Bir aracı kurum üzerinden işlem yapmanız gerekiyor. Bu yazı o kurumu nasıl seçeceğinizi ve size nelerin fatura edildiğini anlatıyor.
Bu serinin ilk yazısı. Hiçbir şey bilmediğinizi varsayarak başlıyoruz ve sonuna kadar hiçbir adımı atlamayacağız.
Portföyünüze bakın. Zarardaki pozisyonları mı, kârdaki pozisyonları mı satmaya daha meyillisiniz?
Bir sonuç istatistiksel olarak anlamlı olup pratikte tamamen önemsiz olabilir. İki farklı anlamlılığı ayırmayı ve etki büyüklüğünün neden daha bilgilendirici olduğunu anlatıyoruz. Bir sonuç "istatistiksel olarak anlamlı" olabilir ve aynı zamanda pratikte tamamen önemsiz olabilir.
X getiriyi öngörüyor" cümlesi, neyi sabit tutarak ölçüldüğüne bağlı. Kontrol değişkenlerinin bir bulgunun gerçekten yeni mi yoksa bilinen bir etkinin kılığında mı olduğunu nasıl belirlediğini ele alıyoruz. Bir makale "X, getiriyi öngörüyor" diyor.
İyi bir makale bulgusunu farklı yöntemlerle tekrar tekrar test eder. Bu sıkıcı bölümün neden bir bulgunun gerçek olup olmadığını asıl belirleyen kısım olduğunu anlatıyoruz. İyi bir makalenin ana bulgusunu sunduktan sonra, sayfalarca "sağlamlık" (robustness) testi gelir.
Bir çalışmanın hangi dönemi kapsadığı, sonucunun ne anlama geldiğini belirliyor. Kiraz toplama tehlikesini ve Türkiye'de dönem seçiminin neden özellikle belirleyici olduğunu ele alıyoruz. Bir çalışmanın hangi dönemi kapsadığı, sonuçlarının ne anlama geldiğini büyük ölçüde belirliyor.
R-kare bir modelin ne kadarını açıkladığını gösteriyor ama iyi ya da kötü olması bağlama bağlı. Getiri tahmininde düşük R-karenin neden normal, aşırı yükseğin neden şüpheli olduğunu anlatıyoruz. Bir regresyon tablosunun altında R-kare diye bir sayı var.
Katsayının altındaki parantez, ona ne kadar güvenebileceğinizi söylüyor. Standart hata türlerinin (robust, kümelenmiş, Newey-West) aynı katsayıyı nasıl anlamlı ya da anlamsız yapabileceğini gösteriyoruz. Bir regresyon tablosunda her katsayının altında parantez içinde bir sayı var.
Tablolardaki yıldızlar istatistiksel anlamlılığı gösteriyor ama etkinin büyüklüğünü ya da doğruluk ihtimalini değil. Finansta standart eşiğin neden yeterince katı olmadığını ele alıyoruz. Akademik bir tabloda katsayıların yanında yıldızlar görürsünüz. Bir, iki, üç yıldız. Ve altında küçük harflerle bir açıklama.
Akademik bir makale baştan sona okunmak için yazılmaz. On beş dakikada işe yarayıp yaramadığını anlamak için hangi sırayla okunacağını ve ilk bakılacak dört şeyi anlatıyoruz. Akademik bir makale baştan sona okunmak için yazılmaz.
Çok kısa vadede fiyat aşırı hareketini geri veriyor ama bu getiri likidite sağlamanın karşılığı. Bireysel yatırımcının neden genelde yanlış tarafta olduğunu ve üç farklı ufuktaki üç farklı yönü anlatıyoruz. Momentum yazılarımızda kazananların kazanmaya devam ettiğini gördük. Bu, aylar ölçeğinde geçerli.
Ramazan etkisi 1989-2007 döneminde güçlüydü, sonra dağıldı. Takvimsel anomalilerin neden özellikle kırılgan olduğunu ve bir kuralın basit olmasının onu neden daha iyi değil daha kırılgan yaptığını ele alıyoruz. Borsada bazı dönemlerin diğerlerinden sistematik olarak farklı getiri sağladığı iddiası eski.
Kazananı erken satıp kaybedeni tutma eğilimi, iki taraftan birden kaybettiriyor. Odean'ın ölçtüğü bedeli, bunun momentum bulgusuyla neden çeliştiğini ve modelimizin bu tuzağa neden düşmediğini anlatıyoruz. Portföyünüze bakın. Zarardaki pozisyonları mı, kârdaki pozisyonları mı satmaya daha meyillisiniz?
Beklentiyi aşan bir bilanço açıklandığında fiyat o gün tam olarak ayarlanmıyor, hareketin bir kısmı haftalara yayılıyor. Bu anomalinin gelişmekte olan piyasalarda neden daha güçlü olabileceğini anlatıyoruz. Bir şirket beklentiyi aşan bir bilanço açıklıyor. Fiyat o gün yükseliyor.
Küçük şirket primi 1980'lerden sonra kayboldu ama hikaye burada bitmiyor. Gerçekleşen prim ile beklenen etki arasındaki farkı, kalite filtresinin etkiyi nasıl geri getirdiğini ve Türkiye için ne anlama geldiğini ele alıyoruz.
Hedef fiyatlar sistematik olarak fazla iyimser ve en heyecanlı hedefler paradoksal biçimde en kötü getiriyi öngörme eğiliminde. Hedef fiyatın nasıl okunması gerektiğini ve asıl değerin nerede olduğunu anlatıyoruz.
Net yabancı akımları piyasa getirisini öngörüyor ama tek tek hisse getirilerini öngörmüyor. Bu ayrımın veriyi nasıl kullanmanız gerektiğini belirlediğini ve sürü davranışının iki yüzünü ele alıyoruz. Türkiye piyasasında "yabancı ne yapıyor" sorusu her gün soruluyor.
Yakın zamanda sert sıçrayışlar yapmış hisseler sonraki ay sistematik olarak kötü performans gösteriyor. MAX etkisinin idiyosinkratik volatilite bilmecesine nasıl cevap verdiğini ve Türkiye'de neden daha güçlü olabileceğini anlatıyoruz. Her yatırımcının içinde bir piyango oyuncusu var.
Frazzini ve Pedersen incelediği her varlık sınıfında beta arttıkça risk ayarlı getirinin düştüğünü buldu. Bunun düşük volatilite anomalisiyle aynı kökten geldiğini ve kaldıraçsız nasıl uygulanabileceğini anlatıyoruz. Finans teorisinin temel taşı basit bir cümle: daha çok risk, daha çok getiri.
Aynı kâr rakamı farklı kalitelerde olabilir. Sloan'ın bulgusu: kârın tahakkuk kısmı nakit kısmından daha az kalıcı ve piyasa bu farkı görmezden geliyor. On dakikalık bir kontrolle bunu siz de yapabilirsiniz. İki şirket aynı net kârı açıklıyor. Biri o kârın tamamını nakit olarak tahsil etmiş.
Novy-Marx brüt kârlılığın getiriyi tahmin etmede defter piyasa oranı kadar güçlü olduğunu gösterdi. Neden net kâr değil de brüt kâr seçildiğini ve kalite ile değerin neden birbirini tamamladığını anlatıyoruz. Değer yatırımı ucuz şirketleri almaktı.
Türk hisse piyasasında değer faktörü en güçlü ve dayanıklı faktör olarak bulunuyor, yıllık primi yüzde 17'nin üzerinde. Bunun neden bu kadar yüksek olabileceğini ve bizim kesitsel testlerimizle arasındaki gerilimi ele alıyoruz. Faktör yatırımı literatürü ABD merkezli. Değer, büyüklük, momentum, kalite.
Haftanın günü etkisi bir zamanlar herkesin bildiği bir düzensizlikti, sonra kayboldu. Anomalilerin neden öldüğünü, hangilerinin hayatta kaldığını ve kendi bulgularımızın da aynı akıbete uğrayabileceğini yazıyoruz. Borsa üzerine yazılan her bulgu, yazıldığı anda ölmeye başlıyor.
Bir yöneticinin satması için onlarca sebep var, alması için tek bir sebep. MKK verisiyle yapılan BIST çalışmalarını, yasal düzenlemenin fiyat bilgilendiriciliğine etkisindeki gerilimi ve hangi alımların anlamlı olduğunu ele alıyoruz.
Faaliyet raporlarında sayılar kadar metin de ölçülebilir bilgi taşıyor. Loughran ve McDonald'ın finansa özel sözlüğünü, tondaki değişimin neden seviyeden önemli olduğunu ve Türkçe için var olan boşluğu anlatıyoruz. Faaliyet raporlarını topladığımızda amacımız tablolardı.
Bazı firmalarda düzeltme öncesi pozitif olan FAVÖK, TMS 29 sonrası negatife dönüyor. Marjların gerilerken özkaynakların büyümesinin ROE üzerindeki çift yönlü etkisini ve parasal pozisyon kalemini ele alıyoruz. Enflasyon muhasebesinin ne yaptığını anlatmak kolay.
Momentum ve ters yön stratejileri birbirinin zıddı ama ikisinin de arkasında kanıt var. Cevabın vadeye bağlı olduğunu ve trendi ayırmadan yapılan testlerin neden bulanık sonuç verdiğini anlatıyoruz. Borsada birbirinin tam zıddı iki strateji var ve ikisinin de arkasında akademik kanıt duruyor.
52 haftalık zirve anomalisi 20 piyasada test edildi ve 18'inde kârlı çıktı. Tekrarlamanın neden bu kadar önemli olduğunu, bir bulguya güvenmek için kanıt hiyerarşisini ve BIST'te ne bulduğumuzu anlatıyoruz. Finans literatüründe yayınlanan bulguların çoğu tek bir piyasada, genelde ABD'de test edilmiş oluyor.
Novy-Marx ve Velikov'a göre aylık devri yüzde 50'nin altındaki anomaliler maliyet sonrası ayakta kalıyor. Bizim devrimiz yüzde 85 ve literatürün önerdiği çözümün bizde neden çalışmadığını anlatıyoruz. Backtest sonuçlarına bakarken herkes aynı üç sayıya bakıyor: getiri, Sharpe oranı, maksimum kayıp.
BIST çalışmaları temettü ödeyen ve ödemeyen hisselerin getirileri arasında anlamlı fark bulmuyor. Bunun neden şaşırtıcı olmadığını ve temettünün gerçekte hangi bilgiyi taşıdığını ele alıyoruz. Türkiye'de temettü yatırımcılığı güçlü bir inanç.
BIST üzerine yapılan üç Fama-French testi üç farklı sonuç veriyor. Neden bu kadar oynak olduğunu ve hazır faktör modeli yerine kendi kesitsel ölçülerimizi kurmayı neden tercih ettiğimizi anlatıyoruz. Bir hisse seçim modeli kuracaksanız, işin en akıllıca görünen başlangıcı hazır bir faktör modelini almak.
Random forest modelimiz çöktü ama alanın en ünlü makalesi makine öğrenmesinin kazandığını söylüyor. Ölçek farkını, bağımsız gözlem sayısının neden asıl mesele olduğunu ve iki bulgunun aslında neden çelişmediğini anlatıyoruz.
Düşük volatilite anomalisi kırk yıldır biliniyor ve hâlâ ölçülebiliyor. Baker, Bradley ve Wurgler'in açıklaması: anomaliyi düzeltebilecek kurumlar, sabit endeks mandaları ve kaldıraç yasağı yüzünden tam da bunu yapamıyor. Bir piyasa düzensizliği keşfedilip yayınlandığında olması gereken şey bellidir.
Park ve Irwin 92 modern çalışmayı topladı: 58'i pozitif, 24'ü negatif. Ama pozitif sonuçların vadeli ve döviz piyasalarında yoğunlaştığını, hisse senedinde zayıf kaldığını ve çoğu çalışmanın veri tarama sorunu taşıdığını anlatıyoruz. Bu tartışma hep aynı şekilde gidiyor.
Volatilite bulgumuzu yayınladıktan sonra literatürün tersini söylediğini gördük. İki sonucun neden gerçekte çelişmediğini, toplam ile idiyosinkratik volatilite farkını ve panel regresyon ile kesitsel sıralamanın farklı sorulara cevap verdiğini anlatıyoruz.
Elli yazıyı uygulanabilir bir sürece dönüştürüyoruz: sekiz adım, minimum uygulanabilir hali ve serinin birkaç cümlelik özeti. Elli yazının sonuna geldik. Şimdi hepsini bir araya getirelim. Bu yazı, buraya kadar anlatılanları uygulanabilir bir sürece dönüştürüyor. Karmaşık araçlara ihtiyacınız yok, disipline var.
Sayısal bir çalışmada zamanın büyük kısmı analiz değil temizlik. 600 faaliyet raporunda karşılaştığımız somut sorunları, düzeltilmemiş fiyat serisi tuzağını ve basit kontrol listesini paylaşıyoruz. Bu seride yöntemlerden bahsettik. Ama hepsinin altında bir varsayım var: verinizin doğru olduğu.
Borsa tahmininin zorluğu tek bir sebepten değil, beş zorluğun aynı anda ortaya çıkmasından geliyor. Hava durumu tahminiyle karşılaştırarak farkı ve buna rağmen neden uğraştığımızı anlatıyoruz. Bu seride tek tek zorlukları anlattık. Şimdi hepsini bir araya koyalım.
Piyasa kuralları zaman içinde değişiyorsa geçmişten öğrenmek ne kadar anlamlı? Türkiye'deki net rejim geçişlerini, rejim tespitinin neden bizde işe yaramadığını ve kırılganlığı azaltma yollarını ele alıyoruz.
Deneme sayısı arttıkça anlamlı saymak için gereken eşik de yükselmeli. Düzeltmenin nasıl yapıldığını, asıl sorunun deneme sayısının bilinmemesi olduğunu ve kendi bulgularımız için ne anlama geldiğini yazıyoruz. Çoklu test yazımızda sorunu anlattık: yirmi fikir denerseniz biri tesadüfen iyi çıkar.
Bir Sharpe oranı ne kadar kesin? Elinizdeki tek veri setinden belirsizlik tahmini çıkarmanın yolunu ve zaman serisinde blok örneklemenin neden şart olduğunu anlatıyoruz. Bir stratejinin Sharpe oranı 1,6 çıktı. Peki bu sayı ne kadar kesin? Gerçek değer 1,4 de olabilir, 1,8 de.
Getirinizin ne kadarı piyasadan, ne kadarı sizden geldi? Ayrıştırmanın basit halini ve dürüstçe yapıldığında ortaya çıkan rahatsız edici sonucu anlatıyoruz. Portföyünüz bu yıl yüzde 45 kazandırdı. İyi mi? Cevap, o getirinin nereden geldiğine bağlı. Ve bunu ayrıştırmadan performansınız hakkında bir şey söyleyemezsiniz.
Riske maruz değer eşiğin nerede olduğunu söylüyor ama ötesinde ne olduğunu söylemiyor. Bu kör noktanın neden bu kadar pahalıya mal olabildiğini ve formülsüz basit alternatifleri ele alıyoruz. Kurumsal risk yönetiminde en yaygın ölçü riske maruz değer, kısaca VaR.
100 hisse için 5.050 sayı tahmin etmeniz gerekiyor ama elinizde birkaç yüz gözlem var. Matrisin neden güvenilmez hale geldiğini, büzme yöntemini ve bizim neden hiç kullanmadığımızı anlatıyoruz. Portföy riski hesaplamak için varlıklar arası bütün ilişkileri bilmeniz gerekiyor.
Markowitz'in fikri matematiksel olarak kusursuz ama girdileri tahmin. Beklenen getiride küçük bir hatanın portföyü nasıl tamamen değiştirdiğini ve pratik çözümleri ele alıyoruz. Portföy teorisinin temel taşı Harry Markowitz'in ortalama varyans optimizasyonu. Nobel kazandırdı ve modern finansın çerçevesini kurdu.
Modele ne ölçtürüyorsanız onu elde ediyorsunuz. Kare hatanın neden uç gözlemlere odaklandığını ve portföy kurarken neden sıralama bazlı bir hedefin daha uygun olduğunu anlatıyoruz. Bir model eğitirken ona bir hedef veriyorsunuz: şu hatayı en küçük yap. O hatayı nasıl tanımladığınız, modelin ne öğreneceğini belirliyor.
İsabet oranı dengesiz durumlarda tamamen yanıltıyor. Dört olası sonucu, iki hata türünün neden eşit maliyetli olmadığını ve karar eşiğinin nasıl belirlendiğini ele alıyoruz. Bazı modeller sayı tahmin ediyor. Bazıları evet hayır cevabı veriyor: bu hisse yükselecek mi?
Birden fazla modelin ortalamasını almak çeşitlendirmeyle aynı mantık. Ama modeller gerçekten farklı olmalı. Bizim denememizin neden marjinal kaldığını ve önceden anlamanın basit testini anlatıyoruz. Tek bir model kurmak yerine birkaç model kurup sonuçlarını birleştirmek.
Birbirine benzeyen iki özellik, katsayıları kararsızlaştırıyor ve model genelde kırılgan çözümü seçiyor. Nasıl fark edileceğini ve faktör modeli testlerindeki tutarsızlıkla bağlantısını anlatıyoruz. Modelinize hem 20 günlük hem 25 günlük momentum eklediniz. İkisi de faydalı görünüyor.
Yeni özellik eklemek bedava değil. Belirli bir noktadan sonra her özellik modeli zayıflatıyor. Kaç özelliğin uygun olduğunu ve eklemeden önce sorulacak soruları ele alıyoruz. Modelinize yeni bir özellik eklemek bedava gibi görünüyor. Bilgi ekliyorsunuz, kötü olamaz. Kötü olabiliyor.
Modeli basit tutmanın sistematik yolu. Ceza arttıkça performansın nasıl önce iyileşip sonra bozulduğunu ve bizim ağırlıkları hiç fit etmememizin neden bunun en uç hali olduğunu anlatıyoruz. Aşırı uyum yazımızda modelin geçmişi ezberlemesini anlattık. Çözüm olarak "basit tutun" dedik.
Standart çapraz doğrulama zaman serisinde gelecekle geçmişi tahmin ettiriyor. Zaman sıralı bölmeyi, arınma boşluğunu ve test setine kaç kez bakabileceğinizi anlatıyoruz. Makine öğrenmesi dünyasında modelin gerçek performansını ölçmenin standart yolu çapraz doğrulama.
Geleceğe bakmanın fark edilmeyen halleri var: tüm veriyle standartlaştırma, eşik belirleme, hatta model seçiminin kendisi. Sızıntıyı yakalamanın en etkili testini de paylaşıyoruz. Backtest yazımızda geleceğe bakmanın en bilinen halini anlattık: bilanço verisini yayın tarihinden önce kullanmak.
Başlangıç tarihini sonuca göre seçmek en sinsi hata, çünkü hile yaptığınızı kendinize bile itiraf etmiyorsunuz. Beş yaygın seçim yanlılığını ve korunma yollarını anlatıyoruz. Hayatta kalma yanlılığı, seçim yanlılığının en bilinen türü. Ama tek türü değil.
Veri setinizde olmayan şirketler, olanlardan daha çok şey söylüyor. Etkinin hangi stratejileri daha çok bozduğunu ve kendi verimizdeki bu eksikliği açıkça ele alıyoruz. İkinci Dünya Savaşı'nda dönen uçakların hangi bölgelerinin kurşun deliğiyle dolu olduğu incelendi. İlk fikir, o bölgeleri zırhlamaktı.
Beş yıllık iyi performans yeteneği kanıtlamaya yetmiyor. Gürültünün baskın olduğu bir ortamda ayrımın neden bu kadar zor olduğunu ve sonuç yerine sürece bakmanın neden daha güvenilir olduğunu anlatıyoruz. Bir yatırımcı beş yıldır piyasayı yeniyor. Yetenekli mi, şanslı mı?
Geçen yılın en iyi fonu bu yıl neden ortalamaya iniyor? Bu bir yasa değil aritmetik zorunluluk. Anomalilerin yayın sonrası zayıflamasının da aynı sebepten olduğunu gösteriyoruz. Geçen yılın en iyi fonu, bu yıl genelde ortalamaya iniyor. En kötüsü de yukarı geliyor.
Yükselişlerin yüzde 80inde bu formasyon oluştu iddiası size hiçbir şey söylemiyor. İki ters sorunun farkını ve her iddiada eksik olan yanlış alarm sayısını anlatıyoruz. Bir teknik analiz iddiası duyuyorsunuz: "Büyük yükselişlerin yüzde 80'inde bu formasyon önceden oluştu." Etkileyici geliyor.
Yeni bilgi geldiğinde ne kadar fikir değiştirmelisiniz? Öncel inanç, kanıt gücü ve taban oranı üçlüsünü, hikayeye kapılmayı önleyen en güçlü düşünsel araç olarak ele alıyoruz. Bir yatırım teziniz var. Sonra yeni bir haber geliyor. Ne kadar fikir değiştirmelisiniz? Çoğu insan ya hiç değiştirmiyor ya da tamamen dönüyor.
Aylık getirilerde açıklayabildiğimiz varyans oranı yüzde birkaç. Bu tek gerçek, bu serideki neredeyse bütün zorlukların sebebi. Oranı iyileştirmenin yollarını da ele alıyoruz. Bir mühendis, gürültülü bir kanaldan sinyal geçirmeye çalışırken sinyal gürültü oranına bakar. Oran yüksekse iş kolay, düşükse zor.
Fiyatlar rastgeleye çok yakın ama tam değil. Bu ince farkın hem neden fiyat tahmini yapamayacağınızı hem de küçük bir kenarın neden değerli olduğunu aynı anda açıkladığını anlatıyoruz. Finansın en provokatif fikri bu: hisse fiyatları rastgele hareket eder ve geçmişe bakarak geleceği tahmin etmek mümkün değildir.
Getirilerin otokorelasyonu sıfıra yakın ama volatilitenin otokorelasyonu güçlü. Bu ayrımın neden riski tahmin edilebilir, getiriyi edilemez kıldığını ve durağanlık kavramını anlatıyoruz. Bir serinin bugünkü değeri, dünkü değeriyle ilişkili mi? Bu soru basit görünüyor ama zaman serisi analizinin tamamı buradan çıkıyor.
20 gün mü 200 mü sorusunun matematiksel bir cevabı yok. En iyi pencereyi aramanın neden çoklu test olduğunu, komşu değerlerle test etmeyi ve kendi seçimlerimizin gerekçesini anlatıyoruz. Hareketli ortalama hesaplayacaksınız. 20 gün mü, 50 mi, 200 mü? Volatilite ölçeceksiniz. 60 günlük mü, 250 günlük mü?
Eksik verinin sebebi çözümü belirliyor. Eksikliğin bir olayla ilişkili olduğu durumlarda atlamanın neden hayatta kalma yanlılığı ürettiğini ve temel veride gecikme sorununu ele alıyoruz. Analiz yaparken karşılaşacağınız en sıradan sorun bu. Bir hissenin bir dönemine ait veri yok.
Bir gözlem diğerlerinden tamamen ayrı duruyor. Silmek mi, kırpmak mı, dokunmamak mı? Her seçeneğin bedelini ve en büyük tehlikenin işlemi sonuca göre seçmek olduğunu anlatıyoruz. Verinize baktınız ve bir gözlem diğerlerinden tamamen ayrı duruyor. Bir hisse bir ayda yüzde 800 yapmış. Ne yapacaksınız?
Tek bir uç gözlem, korelasyon hesabını ele geçirebiliyor. Sıra bazlı yöntemi neden tercih ettiğimizi, ne kazanıp ne kaybettiğimizi ve yayınladığımız katsayıların nasıl hesaplandığını anlatıyoruz. Korelasyon hesaplamanın birden fazla yolu var ve hangisini seçtiğiniz sonucu değiştirebiliyor.
Farklı birimlerdeki özellikleri toplayabilmek için standartlaştırma şart. Kesitsel yapmanın neden kritik olduğunu ve aynı hissenin ham değere göre neden yanlış değerlendirilebileceğini gösteriyoruz. Modelinizde volatilite, hacim oranı ve zirveye yakınlık var. Üçünü toplamak istiyorsunuz.
Bilgi katsayısı soyut geliyorsa, desil analizi aynı bilgiyi herkesin anlayabileceği dile çeviriyor. Merdivenin düzgünlüğüne, yayılıma ve farkın hangi uçtan geldiğine bakmayı anlatıyoruz. Bilgi katsayısı gibi soyut ölçüler ilk bakışta bir şey ifade etmiyor. 0,07 iyi mi kötü mü? Desil analizi bu sorunu çözüyor.
Ortalama ve standart sapma bir dağılımı anlatmaya yetmiyor. Çarpıklık ve basıklığın ne ölçtüğünü, Sharpe oranının çarpıklığı neden görmediğini ve aşırı düzgün getiri serilerinin neden şüphe uyandırması gerektiğini anlatıyoruz. Ortalama ve standart sapma bir dağılımı anlatmaya yetmiyor.
Elimizde tek bir geçmiş var ama olabilecek geçmişler de vardı. Simülasyonun ne işe yaradığını, girdiler kadar iyi olduğunu ve varsayımlarının en kötü senaryoyu neden fazla iyimser gösterdiğini ele alıyoruz. Elimizde tek bir geçmiş var. Olan olmuş, kaydedilmiş. Ama olabilecek geçmişler de vardı.
Yüzde 50 düşüp yüzde 50 yükselen hisse başa dönmüyor. Bu asimetrinin risk yönetimini neden getiri kovalamaktan önemli kıldığını, log getirinin ne işe yaradığını ve hangi ortalamanın gerçek olduğunu anlatıyoruz. Bir hisse önce yüzde 50 düşüyor, sonra yüzde 50 yükseliyor. Başa döndünüz mü? Hayır. Yüzde 25 zarardasınız.
Bir testin geçerli olması büyük ölçüde zamanı doğru kullanmaya bağlı. Geleceğe bakmanın ne kadar sinsi olduğunu, walk-forward kurulumunu ve altı maddelik bir kontrol listesini anlatıyoruz. Bir stratejiyi geçmiş veride test etmek kolay. Testin geçerli olması zor.
Bir modelin iyi olup olmadığına tek bir sayı cevap vermiyor. Bilgi katsayısı, desil yayılımı, isabet oranı, Sharpe ve maksimum düşüşün her birinin neyi söylediğini ve neyi söylemediğini ele alıyoruz. Model kurdunuz. Peki iyi mi? Bu soruya cevap veren tek bir sayı yok.
Bir model, girdiyi çıktıya çeviren bir kural. Hisse seçim modelimizin dört adımını, standartlaştırmanın neden şart olduğunu ve ağırlıkları öğrenmek ile sabitlemek arasındaki tercihi anlatıyoruz. "Model" kelimesi kulağa karmaşık geliyor. Değil. Bir model, girdiyi çıktıya çeviren bir kural. Hepsi bu.
Geçmiş veride mükemmel çalışan model, gelecekte en kötüsü olabilir. Ezberlemek ile öğrenmek arasındaki farkı, random forest denememizin neden çöktüğünü ve fit etmemenin neden bir savunma olduğunu anlatıyoruz. Bir model kurdunuz. Geçmiş veride mükemmel çalışıyor. Eğri o kadar güzel ki kendinize bile inanamıyorsunuz.
Yirmi test yaparsanız hiçbiri gerçek olmasa bile ortalama bir tanesi anlamlı çıkacak. Bu hatayı farkında olmadan nasıl yaptığınızı, literatürü nasıl etkilediğini ve korunma yollarını ele alıyoruz. Bu, borsada yapılan en yaygın istatistiksel hata. Ve en sinsi olanı, çünkü hata yaptığınızı fark etmiyorsunuz.
p-değeri, hipotezinizin doğruluk ihtimali değil. En sık yapılan yanlış okumaları, etki büyüklüğünün neden anlamlılıktan önemli olduğunu ve güven aralığının neden daha faydalı olduğunu anlatıyoruz. Bu ifade her yerde geçiyor ama ne söylediği çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.
Beta, hisse getirisini endeks getirisine karşı çizdiğinizde çıkan doğrunun eğimi. Artıkların ne anlattığını, R karenin neden düşük çıktığını ve regresyonun tuzaklarını anlatıyoruz. Bir hissenin betası 1,4 deniyor. Bu sayı nereden geliyor? Cevap regresyonda. Ve regresyon, finansta en çok kullanılan istatistiksel araç.
84 bin satır veri, 84 bin bağımsız gözlem değil. Gerçek bağımsız birim sayısının neden çok daha düşük olduğunu, gürültünün nasıl azaldığını ve küçük örneklem yanılgısını ele alıyoruz. Bir kural buldunuz. Üç kez uyguladınız, üçünde de işe yaradı. İçinizden bir ses "buldum" diyor. O ses yanılıyor.
Kazanma oranı tek başına anlamsız bir ölçü. On işlemin yedisini kazanan strateji para kaybederken, üçünü kazanan kazanabiliyor. Beklenen değer düşüncesini ve asimetri aramanın neden daha faydalı olduğunu anlatıyoruz. "İşlemlerimin yüzde 70'i kârla kapanıyor." Kulağa çok iyi geliyor.
Çeşitlendirmenin işe yaraması korelasyona bağlı. Korelasyonun ne ölçtüğünü, kriz anında neden yükseldiğini ve nedensellik değildir cümlesinin pratikte ne anlama geldiğini anlatıyoruz. Çeşitlendirmenin işe yaraması tek bir şeye bağlı: varlıklarınızın aynı anda düşmemesi. Bunu ölçen sayı korelasyon.
Standart sapma yayılımı ölçüyor ama yön ayrımı yapmıyor ve kalın kuyrukları hafife alıyor. Karekök zaman kuralını, volatilitenin neden tahmin edilebilir olduğunu ve risk ölçüsü olarak sınırlarını ele alıyoruz. Volatilite, finansta en çok kullanılan sayı. Risk denince akla ilk o geliyor.
Bir strateji ortalama yüzde 35 kazandırırken hisselerin dokuzu bunun çok altında olabilir. Ortalama ile medyanın neden ayrıştığını ve hangisinin hangi soruya cevap verdiğini anlatıyoruz. Bir fon "yıllık ortalama getirimiz yüzde 40" diyor. Kulağa harika geliyor.
Finans modellerinin çoğu getirilerin normal dağıldığını varsayıyor ama gerçek dağılım kalın kuyruklu. Bu farkın risk hesaplarını nasıl eksik bıraktığını ve Türkiye'de neden daha belirgin olduğunu anlatıyoruz. İstatistik kitaplarının kahramanı normal dağılımdır. Şu meşhur çan eğrisi.
Sezgi bazı konularda güçlü, bazılarında sistematik olarak yanılıyor ve kendi sınırlarını bilmiyor. İstatistiğin hangi işi sezgiden devraldığını ve bu serinin nereye gittiğini anlatıyoruz. Bu seriye bir itirafla başlayalım: biz de sezgiyle başladık.