Kazananı erken satıp kaybedeni tutmak: disposisyon etkisi
Portföyünüze bakın. Zarardaki pozisyonları mı, kârdaki pozisyonları mı satmaya daha meyillisiniz?
Çoğu insanın cevabı aynı ve yanlış. Kârdakini satıp zarardakini tutuyoruz. Ve bu tam olarak yapılmaması gereken şey.
Bulgu
Shefrin ve Statman 1985’te bu davranışa disposisyon etkisi adını verdi: kazanan pozisyonları çok erken satma, kaybeden pozisyonları çok uzun tutma eğilimi.
Modern davranışsal finansın en çok belgelenen kalıplarından biri. ABD, Güney Kore, Çin ve daha pek çok piyasada aynı davranış görülüyor.
Neden yapıyoruz
Altında kayıptan kaçınma yatıyor.
Bir kazancı gerçekleştirmenin verdiği haz, güçlü ve anlık. “Kâr ettim” demek istiyoruz, o yüzden kârı erken kilitliyoruz.
Bir kaybı gerçekleştirmenin acısı ise dayanılmaz. Satmak, yanıldığımızı kabul etmek demek. Tutmak ise “henüz kaybetmedim, toparlar” demeye devam etmemizi sağlıyor. Kağıt üstündeki zarar, gerçek zarardan daha az acıtıyor.
Neden zararlı
Terrance Odean 1998’de bunun bedelini ölçtü.
Yatırımcıların çok çabuk sattığı kazananlar, sonraki dönemde performans göstermeye devam etti. Uzun süre tuttukları kaybedenler ise düşük performansta kaldı.
Yani disposisyon etkisi, yatırımcıya iki taraftan birden kaybettiriyor. Yükselmeye devam edecek olanı erken satıyor, düşük kalacak olanı tutuyor.
Bu, momentum bulgusuyla da doğrudan çelişiyor. Momentum, kazananların kazanmaya devam ettiğini söylüyor. Disposisyon etkisi ise tam da kazananları erken sattırıyor. İnsanların içgüdüsü, veriye ters yönde çalışıyor.
Bizim modelimizle ilişkisi
İlginç bir bağlantı var. Bizim modelimiz tam da bu içgüdünün tersini yapıyor.
Model her ay skorları yeniden hesaplıyor ve düşük skorlu hisseleri satıyor, yüksek skorluları tutuyor. Skoru düşen bir hisse, çoğu zaman düşüşteki bir hisse. Model onu satıyor, yani kaybedeni kesiyor.
Bu, disposisyon etkisinin tam tersi ve momentumla uyumlu. İnsan eli olmadan çalışan bir sistem, bu davranışsal tuzağa düşmüyor.
Aslında modelin en büyük faydalarından biri bu olabilir: karar anını duygudan uzaklaştırması. Zarardaki bir hisseyi satmak insan için acı verici, sistem için sadece bir hesap.
Neden bu kadar dayanıklı bir hata
Disposisyon etkisi, bilmenin yetmediği hatalardan.
Bu yazıyı okuduktan sonra bile, zarardaki bir pozisyonu satma anı geldiğinde aynı acıyı hissedeceksiniz. Bilgi, duyguyu ortadan kaldırmıyor.
Bu yüzden çözüm bilinçlenmek değil, süreç kurmak. Karar anını, duygunun en yoğun olduğu anı, sistemleştirmek.
Ne yapılabilir
Kararı fiyat geçmişinize göre değil, şirketin durumuna göre verin. “Ne kadar zarardayım” sorusu, satıp satmama kararınıza girmemeli. Sizin maliyetiniz piyasayı ilgilendirmiyor. Tek soru şu: bugün nakit olsa, bu hisseyi bu fiyattan alır mıydım.
Satış kuralınızı önceden yazın. Pozisyon açarken, hangi koşulda satacağınızı belirleyin. Kriz anında karar vermek yerine, sakinken yazdığınız kuralı uygulayın.
Yeniden dengelemeyi mekanikleştirin. Belirli aralıklarla ya da belirli sapma eşiklerinde portföyü hedefe döndürmek, disposisyon etkisini otomatik olarak kırıyor. Çünkü kural, kazanandan satıp kaybedene eklemenizi zorunlu kılabiliyor.
Kaybı bir bilgi olarak görün. Bir pozisyon zarara geçtiyse, tezinizin yanlış olma ihtimalini artıran bir kanıttır. “Toparlar” beklentisi değil, “acaba yanıldım mı” sorusu doğru tepki.
Türkiye bağlamı
Bu davranışın Türkiye’de doğrudan ölçülmesi ayrı bir çalışma gerektiriyor ama evrensel bir eğilim olduğu için burada da geçerli olmasını beklemek makul.
Yüksek bireysel yatırımcı ağırlığı, disposisyon etkisinin toplam üzerindeki izini güçlendirebilir. Bireysel yatırımcı, kurumsal yatırımcıdan daha çok bu davranışı sergiliyor.
Ayrıca vergi boyutu var. Bazı vergi rejimlerinde zararı gerçekleştirmenin vergi avantajı oluyor, bu da disposisyon etkisinin tersi yönde bir teşvik. Türkiye’de kendi durumunuza göre bu boyutu mali müşavirinizle değerlendirin.
Çıkarım
İçgüdünüz size kazananı sat, kaybedeni tut diyor. Veri tam tersini söylüyor.
Bu, bilerek de düzelemeyecek kadar güçlü bir eğilim. Tek çözüm, karar anını duygudan ayırmak: kuralları önceden yazmak, yeniden dengelemeyi mekanikleştirmek ve kararı maliyetinize değil şirketin durumuna dayandırmak.
Kendi modelimizin en sessiz faydası, tam da bu tuzağa düşmemesi.
Kaynaklar
- Odean, Are Investors Reluctant to Realize Their Losses?, Journal of Finance
- Disposition effect, genel bakış
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.