Risk nedir, nasıl ölçülür ve neden getiriden önce gelir
Yatırım konuşmalarının neredeyse tamamı getiri üzerine. Risk ise soyut bir uyarı cümlesi olarak sonda geçiyor.
Halbuki uzun vadede sonucunuzu belirleyen şey büyük ölçüde risk tarafı.
Risk aslında ne
Günlük dilde risk, para kaybetme ihtimali. Finansta ise genelde oynaklık olarak ölçülüyor, yani getirilerin ne kadar dalgalandığı.
İkisi aynı şey değil ve bu fark önemli.
Bir hisse yukarı doğru sert dalgalanıyorsa oynaklığı yüksektir ama bu sizi mutsuz etmez. Ölçü, yön ayrımı yapmıyor.
Yine de oynaklık kullanışlı bir ölçü çünkü hesaplanabiliyor, karşılaştırılabiliyor ve pratikte kayıp riskiyle ilişkili. Çok oynak varlıklar genelde daha derin düşüşler de yaşıyor.
Ölçüler
Standart sapma. Getirilerin ortalamadan ne kadar saptığı. En yaygın oynaklık ölçüsü.
Beta. Hissenin, piyasanın hareketlerine ne kadar duyarlı olduğu. Beta 1,5 ise endeks yüzde 10 hareket ettiğinde hisse ortalama yüzde 15 hareket ediyor demektir.
Maksimum düşüş. Zirveden dibe yaşanan en büyük kayıp. Pratikte en anlamlı ölçülerden biri, çünkü stratejide kalıp kalamayacağınızı bu belirliyor.
Sharpe oranı. Fazla getiri bölü oynaklık. Aldığınız risk başına ne kazandığınızı gösteriyor. İki stratejiyi karşılaştırırken getiriden daha bilgilendirici.
Neden maksimum düşüş bu kadar önemli
Yüzde 50 kaybettiğinizde, başa dönmek için yüzde 100 kazanmanız gerekiyor. Bu asimetri, kayıpların neden bu kadar pahalı olduğunu açıklıyor.
Yüzde 20 kayıp için yüzde 25 kazanç gerekiyor. Yüzde 50 için yüzde 100. Yüzde 80 için yüzde 400.
Ama asıl mesele matematiksel değil, psikolojik. Portföyünüz yarıya indiğinde çoğu insan stratejiye devam edemiyor. Tam da en kötü anda satıp çıkıyor ve toparlanmayı kaçırıyor.
Bu yüzden düşük düşüşlü bir strateji, kağıt üzerinde daha yüksek getirili ama derin düşüşlü bir stratejiden pratikte daha iyi sonuç verebiliyor. Çünkü birincisinde kalabiliyorsunuz.
Kendi modelimizde ters volatilite ağırlıklandırma eklediğimizde maksimum kayıp eksi yüzde 42’den eksi yüzde 33,5’e indi. Getiriden küçük bir feragat karşılığında. Bu takası bilerek yaptık.
Risk türleri
Piyasa riski. Tüm piyasanın birlikte düşmesi. Çeşitlendirmeyle ortadan kaldıramazsınız.
Şirket riski. Tek bir şirkete özgü sorunlar. Çeşitlendirmeyle azaltılabilir.
Likidite riski. İstediğiniz anda makul fiyattan satamama riski. İşlem hacmi düşük hisselerde ciddi.
Kur riski. Türkiye’de hem doğrudan hem dolaylı. Döviz borcu olan şirketler kur hareketinden doğrudan etkileniyor.
Enflasyon riski. Nominal kazanç sağlayıp reel kaybetme riski. Türkiye’de en çok göz ardı edilen risk.
Yoğunlaşma riski. Portföyünüzün büyük kısmının tek bir hissede, tek bir sektörde ya da tek bir ülkede olması.
Kaldıraç riski. Borçla yatırım yapmak kayıpları büyütüyor ve zorunlu satışa yol açabiliyor.
Ölçemediğiniz riskler
Bazı riskler sayıya dökülemiyor ve genelde en büyük zararı onlar veriyor.
Muhasebe hilesi. Yönetişim sorunu. Ani bir düzenleme değişikliği. Ana müşteriyi kaybetmek. Teknolojik dönüşümün iş modelini geçersiz kılması.
Bunlar geçmiş verilerde görünmüyor. Standart sapma hesabı bunları içermiyor.
Bu yüzden nicel ölçüler risk yönetiminin tamamı değil, bir parçası. Diğer parçası, ne satın aldığınızı anlamak.
Risk toleransınız
İki farklı şey var ve karıştırılıyor.
Risk kapasitesi. Objektif olarak ne kadar kayba dayanabilirsiniz. Gelirinize, birikiminize, yaşınıza ve ihtiyaçlarınıza bağlı. Hesaplanabilir.
Risk isteği. Psikolojik olarak ne kadar dalgalanmaya rahat katlanabilirsiniz. Kişilik meselesi.
İkisinden küçük olanı sizin gerçek toleransınız.
Ve şunu bilin: risk toleransınızı düşüşten önce tahmin etmek zor. Çoğu insan kendini olduğundan cesur sanıyor. Gerçek cevabı ilk büyük düşüşte öğreniyorsunuz.
Bu yüzden başlangıçta tahmin ettiğinizden daha temkinli olmak mantıklı. Sonradan risk artırmak, panikle risk azaltmaktan çok daha kolay.
Pratik sorular
Portföyünüzü kurmadan önce kendinize şunları sorun.
Bu portföy yarıya inse ne yaparım. Cevabınız “satarım” ise, portföy sizin için fazla riskli demektir.
Bu paraya ne zaman ihtiyacım olacak. Kısa vadeliyse hisse senedi doğru araç değil.
En büyük pozisyonum toplamın yüzde kaçı. Tek bir şirket portföyünüzün üçte birini oluşturuyorsa, o şirket hakkında çok emin olmanız gerekiyor.
Kaldıraç kullanıyor muyum. Kullanıyorsanız, zorunlu satış seviyeniz nerede.
Enflasyon riskini unutmayın
Türkiye’de bir yatırımcının en büyük riski, hiç yatırım yapmamak da olabiliyor.
Yastık altında ya da düşük faizli bir hesapta duran para, enflasyon ortamında garantili biçimde değer kaybediyor. Bu bir “risksiz” seçenek değil, farklı bir risk.
Yani risk yönetimi, riskten kaçınmak değil. Hangi riski, ne kadar, hangi karşılıkla aldığınıza bilinçli karar vermek.
Sıradaki
Bir sonraki yazıda pozisyon büyüklüğü ve zarar kesme konularına geçiyoruz. Ne kadar alacağınıza nasıl karar verilir ve stop emri gerçekten koruma sağlıyor mu.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.