Tek başına iyi, birlikte gereksiz olabilir
Mükemmel bir hisse bile, portföyünüze hiçbir şey katmayabilir. Diyelim ki portföyünüz banka ağırlıklı ve yeni bulduğunuz hisse de bir banka. Ne kadar iyi olursa olsun, zaten sahip olduğunuz riski büyütür. Portföyünüzü daha sağlam değil, daha yoğun yapar.
Bu yüzden yeni pozisyon kararı, iki katmanlı. Önce hisse kendi başına yeterince iyi mi? Sonra, portföyümdeki mevcut risklere yeni bir şey mi ekliyor, yoksa var olanı mı büyütüyor? İkinci soruya “yeni bir şey ekliyor” cevabı, pozisyonun asıl değerini gösterir.
Örtüşmeyi kontrol edin
Yeni hisseyi almadan önce, mevcut hisselerinizle nasıl hareket ettiğini düşünün. Aynı sektörde mi? Aynı makro faktöre mi bağlı (kur, faiz, emtia)? Aynı koşulda mı düşer? Cevaplar “evet” ise, bu pozisyon dağılma sağlamaz, sadece bahsi büyütür.
En değerli yeni pozisyonlar, portföyünüzde eksik olan bir risk kaynağına, bir sektöre, bir faktöre erişim sağlayanlardır. Bunlar tek başına en parlak hisseler olmayabilir ama portföyün bütününü daha dengeli yapar. Çeşitlilik, çoğu zaman tek tek mükemmellikten daha değerli.
Neyin yerine geliyor
Portföye bir şey eklemek, genelde ya nakit kullanmak ya da başka bir şeyi satmak demek. İkinci durumda, açık bir karşılaştırma yaparsınız: yeni pozisyon, çıkardığımdan gerçekten daha mı iyi?
Bu soru önemli çünkü yeni bir fikir her zaman daha parlak görünür. Elimizdeki, tanıdık ve sıkıcı gelir; yeni olan, taze ve heyecanlı. Bu his, aslında daha kötü bir pozisyona geçmenize yol açabilir. Yeni olanı, elinizdekinin en zayıf halkasıyla dürüstçe karşılaştırın.
Boyutu baştan belirleyin
Almadan önce, bu pozisyonun ne kadar büyük olacağına karar verin. “Biraz alayım, beğenirsem artırırım” yaklaşımı, çoğu zaman disiplinsizliğe dönüşür. Yükselirse coşkuyla artırır, düşerse “ortalama düşüreyim” diye yine artırırsınız ve pozisyon farkında olmadan devleşir.
Bunun yerine, giriş öncesi bir hedef ağırlık belirleyin. “Bu, portföyün en fazla yüzde 5’i olacak” gibi. Bu, güçlü bir güvenlik kuralı. Pozisyon boyutu konusunu ileride ayrıntılı ele alacağız ama prensip şimdiden geçerli: boyutu duygu değil, kural belirlesin.
Bir çıkış fikriyle girin
Girerken çıkışı da düşünün. Bu pozisyonu hangi durumda satarım? Tezim ne olursa bozulur? Bu soruları giriş anında, henüz duygusal olarak bağlanmamışken cevaplamak çok daha kolay. Fiyat düştükten sonra objektif düşünmek neredeyse imkansız.
Bir tez, bir hedef boyut, bir çıkış senaryosu. Bu üçü olmadan alınan pozisyon, bir yatırım değil, bir umut. Umut, portföy kurmak için sağlam bir zemin değil.
Sıradaki
Sıradaki yazıda bunun tersini ele alıyoruz: portföyden çıkarken, yani bir pozisyonu satarken hangi kurallara göre karar vermeli.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.