Türkiye’de uzun süredir konuşulan ama uygulanmayan bir muhasebe standardı vardı. Yüksek enflasyon ortamında finansal tabloların düzeltilmesi. TMS 29.
Uygulamaya girdiğinde bilançolar bir gecede farklı göründü. Aynı şirket, aynı faaliyet, tamamen başka rakamlar.
Bu değişimi anlamadan, düzeltme öncesi ve sonrası dönemleri karşılaştırmak yanıltıcı sonuçlar veriyor.
Sorun neydi
Enflasyon yüksekken tarihi maliyet muhasebesi anlamsızlaşır.
On yıl önce alınmış bir fabrika bilançoda o günkü fiyatla durur. Bugün aynı fabrikayı kurmanın maliyeti kat kat fazladır. Yani bilançodaki varlık değeri gerçeği yansıtmaz.
Amortisman da eski maliyet üzerinden hesaplanır, dolayısıyla gerçekte olduğundan düşük çıkar. Düşük amortisman demek yüksek kâr demek. Şirket aslında kazanmadığı bir kârı raporlar ve o kâr üzerinden vergi öder, hatta temettü dağıtır.
Stoklarda da benzer sorun var. Ucuza alınmış stok pahalıya satılınca aradaki fark kâr gibi görünür, halbuki o stoku yenilemenin maliyeti de artmıştır.
Düzeltme ne yapıyor
Parasal olmayan kalemleri güncel satın alma gücüne çeviriyor.
Maddi duran varlıklar, stoklar, özkaynaklar ve bunlarla ilgili gelir tablosu kalemleri enflasyon endeksiyle düzeltiliyor. Nakit, alacak, borç gibi parasal kalemler zaten güncel değerde olduğu için düzeltilmiyor.
Sonra ortaya yeni bir kalem çıkıyor: parasal pozisyon kazanç kaybı. Bu kalem, enflasyon döneminde parasal varlık ve borç tutmanın etkisini ölçüyor.
En kritik kalem: parasal pozisyon
Bu kalem çoğu kişinin kafasını karıştırıyor ama mantığı basit.
Enflasyon döneminde nakit tutuyorsanız kaybedersiniz, çünkü paranızın alım gücü eriyor. Borçlu iseniz kazanırsınız, çünkü geri ödeyeceğiniz paranın alım gücü düşmüştür.
Düzeltme bu etkiyi hesaplayıp gelir tablosuna yazıyor.
Sonuç şu oluyor: çok borçlu şirketler bu kalemden kâr yazıyor. Nakit zengini şirketler zarar yazıyor.
Yani operasyonu hiç değişmemiş iki şirketin raporlanan kârı, sadece bilanço yapıları yüzünden zıt yönlere hareket edebiliyor. Bu, kâr rakamına bakarak şirket kıyaslamayı ciddi biçimde zorlaştırıyor.
Pratikte ne değişti
Kâr marjları değişti. Ciro düzeltilirken maliyetler de düzeltiliyor ama farklı zaman ağırlıklarıyla. Marjlar genelde daraldı.
Özkaynak kârlılığı düştü. Özkaynak düzeltmeyle şiştiği için, aynı kâr daha büyük bir tabana bölünüyor.
Fiyat defter değeri oranı düştü. Defter değeri arttı, fiyat aynı kaldı.
F/K oranları karıştı. Kâr bazı şirketlerde arttı bazılarında azaldı, yani F/K değişimi tek yönlü değil.
Bu ne anlama geliyor
Zaman serisi kıyası bozuldu. Bir şirketin 2020 F/K’sı ile 2024 F/K’sını yan yana koyup trend çizemezsiniz. Farklı muhasebe rejimleri.
Şirketler arası kıyas da dikkat gerektiriyor. Sermaye yoğun şirketler düzeltmeden çok etkilendi, hizmet şirketleri az. İkisini aynı çarpanla değerlendirmek artık daha yanıltıcı.
Buna karşılık bir şey iyileşti: bilançodaki varlık değerleri gerçeğe yaklaştı. Defter değeri artık daha anlamlı bir sayı. Uzun vadede bu, analiz kalitesini artıran bir gelişme.
Ne yapmalı
Kıyas yaparken aynı rejimdeki dönemleri kullanın. Düzeltme öncesi ile sonrasını karıştırmayın.
Parasal pozisyon kalemini ayrı izleyin. Bu kalemin kâra katkısını gördüğünüzde, esas faaliyetten gelen kârı ayırt edebilirsiniz.
Faaliyet kârına ve nakit akımına daha çok ağırlık verin. Net kâr bu dönemde muhasebe etkileriyle daha çok bozulmuş durumda. Nakit akımı ise düzeltmeden daha az etkileniyor.
Sektör içinde kalın. Aynı sektördeki şirketler benzer bilanço yapısına sahip olduğu için düzeltmeden benzer şekilde etkilendiler. Sektör içi kıyas hâlâ anlamlı.
Uygulamada
Finansallar sekmesinde düzeltme öncesi ve sonrası dönemler ayrı ayrı işaretli. Rasyo analizinde parasal pozisyon etkisi ayrıştırılmış halde görünüyor, böylece esas faaliyet performansını ayrı takip edebiliyorsunuz.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.