Katılım endeksi nedir
Katılım endeksleri, belli kriterlere uyan şirketlerden oluşur. Bu kriterler genelde iki boyuttadır. Birincisi, faaliyet alanı: şirketin ana işi, belli hassas sektörlerin (faize dayalı finans, alkol, kumar gibi) dışında olmalı. İkincisi, finansal oranlar: şirketin faize dayalı borç ve gelirlerinin, belli eşiklerin altında kalması beklenir.
Yani katılım endeksi, sadece “ne iş yaptığına” değil, “nasıl finanse edildiğine” de bakar. Bir şirket doğru sektörde olsa bile, aşırı faizli borç taşıyorsa endeks dışında kalabilir. Bu çift filtre, endeksi belli bir ilkeye uygun şirketlere daraltır.
Genel yatırıma bakışla ilişkisi
İlginç bir gözlem: katılım kriterlerinin bir kısmı, aslında genel kalite yatırımıyla örtüşür. Düşük borç, aşırı finansal kaldıraçtan kaçınma, sağlam bilanço, bunlar hem katılım kriterleri hem de kalite yatırımının aradığı özellikler. Yani faizsiz yatırım, farkında olmadan bir tür kalite ve düşük kaldıraç eğilimi taşır.
Bu, katılım endekslerinin bazı dönemlerde farklı davranmasını açıklayabilir: düşük borçlu şirketlere yöneldiği için, faiz şoklarında ya da borç krizlerinde farklı bir risk profili gösterebilir. Bu bir garanti değil ama yapısal bir eğilim.
Kısıtın maliyeti ve faydası
Herhangi bir kısıt, hem bir maliyet hem bir fayda taşır. Katılım yaklaşımının maliyeti, yatırım evrenini daraltması: bazı sektörler ve şirketler baştan elenir, bu da dağılma imkanını bir miktar azaltır. Örneğin BIST’te bankacılık sektörü büyük bir ağırlığa sahip ve katılım yaklaşımı bu sektörü büyük ölçüde dışlar. Bu, hem bir kısıt hem de belli risklerden (faiz sektörü riski) uzaklaşma anlamına gelir.
Faydası ise, hem ilkelere uygunluk hem de yukarıda değindiğimiz düşük kaldıraç eğilimi. Kısıtlı bir evrende yatırım yapmak, illa daha kötü sonuç vermez; sadece farklı bir risk-getiri profili üretir. Önemli olan, bu farkı bilinçli olarak kabul etmek.
Faizsiz araçlar
Katılım endekslerinin yanında, faizsiz yatırım fonları, katılım BYF’leri ve kira sertifikaları (sukuk) gibi araçlar da var. Kira sertifikaları, faiz yerine bir varlığın getirisine dayalı, tahvile benzer ama farklı bir yapı sunar. Bu araçlar, faizsiz bir portföy kurmak isteyenler için bir yelpaze oluşturur.
Bu araçları değerlendirirken de, genel yatırım prensipleri geçerli: maliyet, likidite, dağılım, içeriği anlamak. Bir aracın “katılım” ya da “faizsiz” etiketi taşıması, onu otomatik olarak iyi bir yatırım yapmaz; hala gider oranına, içeriğine ve portföyünüze uygunluğuna bakmak gerekir.
Kimin için
Faizsiz yatırım, öncelikle bu ilkelere inanç gereği önem verenler için. Onlar için bu, bir tercih değil, bir gereklilik ve katılım araçları bu gerekliliği yatırımla bağdaştırma imkanı sunar. Ama bu yaklaşımın kısıtlarını (daraltılmış evren, sektör dışlamaları) bilinçli kabul etmek önemli.
İnanç bazlı bir hassasiyeti olmayanlar için de, katılım yaklaşımının bazı unsurları (düşük kaldıraç vurgusu, belli riskli sektörlerden kaçınma) genel bir kalite yatırımı dersi olarak ilginç olabilir. Sonuçta her kısıtlı strateji, neyi dışladığını ve neden dışladığını net bilmeyi gerektirir.
Sıradaki
Sıradaki yazıda yabancı takas oranını ele alıyoruz. Yabancı yatırımcıların BIST’teki payının ne anlama geldiğini ve nasıl yorumlanacağını.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.