Kaba sayılar teknik analiz lehine
Park ve Irwin literatürü ikiye ayırıyor: erken dönem ve modern çalışmalar. Ayrım test yönteminin titizliğine göre yapılıyor.
Modern çalışmalarda tablo şöyle: toplam 92 çalışmanın 58’i pozitif sonuç bulmuş, 24’ü negatif, kalanı karışık.
İlk bakışta bu, teknik analizi savunanların işine gelen bir tablo. Üçte ikisi pozitif. Ama derlemenin asıl değeri bu sayıda değil, sayının arkasındaki iki uyarıda.
Uyarı bir: kanıtın olduğu yer, kullanıldığı yer değil
Pozitif sonuçlar rastgele dağılmıyor.
Park ve Irwin’in vardığı sonuç şu: teknik analizin olumlu sonuçları vadeli işlem ve döviz piyasalarında, hisse senedi piyasalarına göre çok daha tutarlı ve anlamlı. Erken dönem çalışmalar zaten hisse senedinde kârlılık bulmuyordu.
Bu kritik bir ayrım çünkü teknik analizi en yoğun kullanan kesim hisse senedi yatırımcıları. Yani kanıtın en zayıf olduğu yerde en çok kullanılıyor.
Sebebini düşünmeye değer. Döviz ve emtia piyasalarında merkez bankası müdahaleleri var, hedge amaçlı ticari işlemler var, trend takip eden büyük fonlar var. Bu aktörler trendleri yapısal olarak uzatabiliyor. Hisse senedi piyasasında böyle bir zorunlu alıcı satıcı yok.
Uyarı iki: kaç kural denendiğini bilmiyorsunuz
Derlemenin en önemli katkısı burada.
Pozitif sonuç bulan çalışmaların çoğu ciddi metodolojik sorunlar taşıyor ve en yaygın olanı veri tarama.
Şöyle işliyor. Elinizde bir veri seti var. Yüzlerce hareketli ortalama kombinasyonu, onlarca eşik değeri, farklı zaman dilimleri deniyorsunuz. Bunlardan bazıları tesadüfen iyi sonuç veriyor. Sonra çalışmayı kazanan kural üzerine yazıyorsunuz.
Okuyucu, kaç kuralın denendiğini asla bilmiyor. Bu bilgi olmadan sonucun anlamlılığını değerlendirmek matematiksel olarak mümkün değil.
İkinci sorun, kuralların sonradan seçilmesi. Hangi periyodun, hangi eşiğin kullanılacağı çoğu zaman geçmişe bakılarak belirleniyor. Bu artık bir test değil, bir uydurma işlemi.
Üçüncüsü, riskin ve işlem maliyetinin doğru tahmin edilmesinin zorluğu. Getiriyi ölçmek kolay, o getirinin taşıdığı riski ve gerçekleşecek maliyeti ölçmek zor. Çoğu çalışma bu tarafta zayıf.
Yani “58 çalışma pozitif buldu” cümlesini olduğu gibi almak yanlış. O 58 çalışmanın kaçının bu sorunlardan arınmış olduğu ayrı ve cevapsız bir soru.
Ve bir de tarih meselesi
Derlemedeki bir ifade dikkat çekiyor. Modern çalışmalar teknik stratejilerin çeşitli spekülatif piyasalarda en azından 1990’ların başına kadar ekonomik kâr ürettiğini gösteriyor.
“En azından 1990’ların başına kadar” kısmı önemli. Sonrasında etkinin zayıfladığına dair bulgular var.
Bu beklenmedik bir sonuç değil. Bilgisayarlı işlem yaygınlaştı, veri ucuzladı, kurallar herkesin erişimine açıldı. Kolay bulunabilen bir düzenin kalıcı olması zaten zor.
Bizim testlerimiz aynı yere çıktı
İlginç olan şu ki kendi kurulumumuzda vardığımız yer bu derlemeyle tutarlı.
Fibonacci seviyelerini tek başına test ettiğimizde zayıf kalıyorlar. Ama hacim yoğunluğuyla, yani tamamen bağımsız bir kanıtla birleştirdiğimizde anlamlı hale geliyorlar. Tek başına bir teknik kural değil, bağımsız kanıtla desteklenmiş bir kural işe yarıyor.
Piyasa rejim filtresini, yani endeksin 10 aylık ortalamasına göre nakde geçme kuralını test ettik. Literatürde çok savunulan bu kural bizim modelimizde Sharpe oranını düşürdü.
Ve şunu bizzat yaşadık: parametre denemeye başladığınızda sonuç iyileşiyor ve bu iyileşmenin ne kadarının gerçek olduğunu anlamak neredeyse imkansız. Park ve Irwin’in veri tarama uyarısı bizim için soyut bir akademik endişe değil, doğrudan yaşadığımız bir şey.
Peki ne yapmalı
Teknik analizi çöpe atmak gerekmiyor. Ondan beklentiyi doğru ayarlamak gerekiyor.
Bir teknik kural gördüğünüzde ilk sorunuz şu olsun: bu kural kaç varyasyon denendikten sonra bulundu. Cevabını hiçbir zaman öğrenemezsiniz ama sormanız bile size mesafe kazandırır.
İkincisi: bu kural hangi piyasada test edildi. Vadeli işlemde bulunan bir sonucu hisse senedine taşımak kanıtın olmadığı yere taşımak demek.
Üçüncüsü: işlem maliyeti dahil mi. Sık işlem gerektiren kuralların çoğu maliyet sonrası kayboluyor.
Ve en pratik olanı: teknik kuralı tek başına değil, bağımsız bir kanıtla birlikte kullanın. Hacim yoğunluğu, uzun vadeli trend, temel görünüm. Farklı yerlerden gelen iki sinyalin aynı fiyatı işaret etmesi, tek sinyalden çok daha güçlü bir şey.
Kendi modelimizin tasarımı büyük ölçüde bu prensibe dayanıyor. Tek bir göstergeye güvenen hiçbir kuralımız yok.
Kaynaklar
- Park & Irwin, The Profitability of Technical Analysis: A Review
- What Do We Know about the Profitability of Technical Analysis? Journal of Economic Surveys 21, 786-826
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.