Nominal getiri yanıltır
Türkiye’de performans ölçmenin ilk kuralı: nominal getiriye kanmamak. Yüzde 45 kazandığınızı söylemek, enflasyonu belirtmeden anlamsız. Enflasyon yüzde 50 ise, reel olarak para kaybettiniz; yüzde 30 ise, gerçekten kazandınız. Aynı nominal rakam, enflasyona göre bir başarı ya da başarısızlık.
Bu yüzden performansı her zaman reel olarak, yani enflasyona göre ölçmek gerekir. “Enflasyonu ne kadar geçtim?” doğru soru. Nominal rakamlar, özellikle yüksek enflasyon ortamında, bir başarı yanılsaması yaratır; herkes yüksek getiriler görür ve zengin olduğunu sanır, oysa reel bazda çoğu yerinde sayar.
Neye göre: kıyaslama
İkinci kural, bir kıyaslama noktası kullanmak. Bir getiri, tek başına iyi ya da kötü değil; ancak bir alternatife göre anlam kazanır. Doğru kıyas, ne yapmaya çalıştığınıza bağlı.
Eğer BIST hisseleri seçiyorsanız, doğru kıyas BIST endeksi: sizin seçtikleriniz, hiç uğraşmadan endeksi alsaydınız elde edeceğinizden iyi mi? Çoğu aktif yatırımcı, bu karşılaştırmayı yapmaktan kaçınır çünkü sonuç genelde iç karartıcıdır: emek harcayıp endeksin altında kalmışlardır. Ama bu karşılaştırmayı yapmadan, aktif çabanızın değer katıp katmadığını asla bilemezsiniz.
Kıyas, aynı zamanda gerçekçi olmalı. Kendinizi en iyi performans gösteren hisseyle karşılaştırmak (keşke onu alsaydım) anlamsız; herkes geriye dönüp en iyiyi bulabilir. Doğru kıyas, sizin gerçekçi alternatifiniz: ilgili bir endeks ya da makul bir pasif portföy.
Risk ayarlı düşünmek
Üçüncü kural, getiriyi risksiz düşünmemek. İki yatırımcı aynı getiriyi elde edebilir ama biri çok daha fazla risk alarak. Yüzde 45’i sakin bir portföyle elde eden biri, aynı getiriyi çılgın dalgalanmalarla elde edenden çok daha iyi iş çıkarmıştır. Çünkü ikincisi, sadece şanslı olabilir ve o risk, bir sonraki sefer onu vurabilir.
Bu yüzden performans, getiri ile birlikte alınan risk düşünülerek değerlendirilmeli. Aynı getiriyi daha az dalgalanmayla, daha az düşüşle elde etmek, gerçek bir üstünlük. Sadece getiriye bakmak, riski görmezden gelmek, yarım bir değerlendirme.
Şans ve becerinin ayrımı
Dördüncü ve en zor kural: kısa vadeli sonuçlarda şans ile beceriyi ayırmak. Bir yılın iyi getirisi, çok az şey kanıtlar; kısa vadede şans, beceriyi kolayca taklit eder. Bir strateji birkaç yıl işledi diye “kazanan strateji” demek, erken bir sonuç. Gerçek becerinin ortaya çıkması, çok sayıda karar ve farklı piyasa koşulları gerektirir.
Bu, alçakgönüllülük dayatır. İyi bir yıl geçirdiyseniz, bunun ne kadarı beceri, ne kadarı şans? Kötü bir yıl geçirdiyseniz, karar mı kötüydü, şans mı? Bu soruları dürüstçe sormak, sonuçlardan doğru ders çıkarmanın yolu.
Uzun vadeye bakmak
Bütün bu kurallar, tek bir prensipte birleşir: performansı uzun vadede, doğru bağlamda değerlendirmek. Tek bir yılın nominal getirisi, neredeyse anlamsız. Enflasyona göre, kıyasa göre, riske göre, ve uzun bir dönem boyunca değerlendirilen performans, gerçek resmi verir. Bu dürüst muhasebe, hem sahte başarı hissinden hem de gereksiz umutsuzluktan korur ve gerçekten neyi iyi, neyi kötü yaptığınızı görmenizi sağlar.
Sıradaki
Sıradaki yazıda kıyaslama konusunu derinleştiriyoruz. Doğru kıyas noktasını seçmenin neden bu kadar önemli olduğunu ve yanlış kıyasın nasıl yanılttığını.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.