Ne kadar alacağınıza nasıl karar verilir
Hangi hisseyi alacağınıza saatler harcayıp, ne kadar alacağınıza saniyeler ayırmak çok yaygın.
Halbuki ikinci karar, sonucunuzu birincisinden daha çok etkileyebiliyor.
Eşit ağırlık: makul başlangıç
En basit yöntem: portföyünüzü hisse sayısına eşit bölmek. On hisse alacaksanız her birine yüzde 10.
Kötü bir yöntem değil. Anlaşılır, uygulanması kolay, karar yorgunluğu yaratmıyor.
Ama bir sorunu var. Eşit para koymak, eşit risk almak anlamına gelmiyor.
Portföyünüzde yılda yüzde 20 oynayan sakin bir şirket ve yüzde 80 oynayan bir küçük şirket varsa, ikisine aynı parayı koyduğunuzda portföyün dalgalanmasının çok büyük kısmı ikincisinden geliyor.
Sonuçlarınız aslında birkaç oynak hissenin sonuçlarından ibaret hale geliyor. Diğerleri neredeyse görünmüyor.
Ters volatilite ağırlıklandırma
Çözüm basit: her hisseye volatilitesiyle ters orantılı ağırlık verin.
Sakin hisseye daha çok, oynak hisseye daha az. Böylece her pozisyonun portföy dalgalanmasına katkısı yaklaşık eşitleniyor.
Hesabı beş dakikalık iş. Her hissenin son bir yıllık günlük getirilerinin standart sapmasını hesaplayın. Her birinin tersini alın. Hepsini toplayıp her birini toplama bölün. Çıkan sayılar ağırlıklarınız.
Kendi modelimizde bunu uyguladığımızda seçilen hisseler hiç değişmeden sadece ağırlıklar değişti. Maksimum kayıp eksi yüzde 42’den eksi yüzde 33,5’e indi. Küçük bir getiri feragati karşılığında.
Bu takas bize mantıklı geldi. Maksimum kaybın sekiz puan azalması, birkaç puan getiriden daha değerli, çünkü stratejide kalabilmenizi belirleyen şey düşüş derinliği.
Üst sınır koyun
Hangi yöntemi kullanırsanız kullanın, tek bir pozisyona bir üst sınır koyun.
Çok düşük volatiliteli bir hisse formülde çok büyük ağırlık alabiliyor. Ayrıca hiçbir analiz, portföyünüzün yarısını tek bir şirkete koyacak kadar kesin değil.
Yaygın bir yaklaşım, tek pozisyonun portföyün belli bir yüzdesini geçmemesi. Bu sınırı önceden belirleyin, sonradan değil.
Kaç hisse tutmalı
Çok az tutarsanız tek bir şirketin sorunu portföyünüzü yıkabilir. Çok fazla tutarsanız takip edemezsiniz ve fiilen bir endeks fonu haline gelirsiniz, ama endeks fonunun maliyet avantajı olmadan.
Şirket riskinin büyük kısmı görece az sayıda hisseyle dağılıyor. Ondan sonra eklenen her hisse giderek daha az fayda sağlıyor.
Pratik sorulacak soru şu: bu şirketlerin her birinin bilançosunu takip edebiliyor muyum. Cevap hayırsa, ya sayıyı azaltın ya da fon tarafına geçin.
Zarar kesme
Belirlediğiniz bir seviyenin altına inince satmak. Amaç kaybı sınırlamak.
Mantıklı görünüyor ama pratikte birkaç sorunu var.
Kayma. Zarar kesme emri tetiklendiğinde piyasa emrine dönüşüyorsa, sert düşüşlerde beklediğinizden çok daha aşağıda satabilirsiniz. Emir defteri incelir ve emriniz derinlere iner.
Gürültüye takılmak. Stop seviyeniz dar ise, normal dalgalanma sizi pozisyondan çıkarır. Sonra fiyat toparlanır ve siz dışarıda kalırsınız.
Yanlış güven. Stop emri koymak, riski yönettiğiniz hissi veriyor. Halbuki gece gelen bir haberle fiyat stop seviyenizin çok altından açabilir. Stop, boşluklara karşı koruma sağlamıyor.
Kullanacaksanız şunlara dikkat edin.
Seviyeyi hissenin oynaklığına göre belirleyin, keyfi bir yüzdeye göre değil. Günlük ortalama hareketi yüzde 4 olan bir hissede yüzde 3 stop, kesinlikle tetiklenir.
Limit emre dönüşen versiyonunu tercih edin, ama o zaman hiç gerçekleşmeme riskini kabul ettiğinizi bilin.
Ve stop seviyesini pozisyonu açarken belirleyin, düşüş başladıktan sonra değil.
Stop yerine pozisyon boyutu
Alternatif bir yaklaşım var ve uzun vadeli yatırımcılar için genelde daha uygun.
Stop koymak yerine, pozisyon büyüklüğünü baştan öyle ayarlayın ki en kötü senaryoda bile katlanabilir bir kayıp yaşayın.
Bir hissenin yüzde 50 düşebileceğini varsayın. Bu, portföyünüzün yüzde kaçını götürür. Katlanamayacağınız bir sayıysa, pozisyonu küçültün.
Bu yaklaşımın avantajı, gürültüye takılmamak. Dezavantajı, gerçekten kötü giden bir pozisyonda daha uzun süre kalmak.
Ortalama düşürmek
Düşen bir hisseden daha fazla almak. Tehlikeli bir alışkanlık ve dikkatli ayrım gerektiriyor.
Baştan planlanmış kademeli alım ile, plansız ortalama düşürme farklı şeyler.
Kademeli alım: pozisyonu üç parçada açmayı baştan planlamışsınız ve fiyat düştükçe ikinci ve üçüncü parçayı alıyorsunuz. Bu bir plan.
Ortalama düşürme: pozisyon zarara geçti, zararı görmemek için daha fazla alıyorsunuz. Bu bir tepki ve genelde tezinizin yanlış olduğu durumda pozisyonu büyütmenizle sonuçlanıyor.
Ayrım şu soruda: fiyat düşerken şirket hakkındaki görüşünüz değişti mi. Değişmediyse ve baştan planladıysanız devam edin. Sadece fiyat düştüğü için alıyorsanız durun.
Sıradaki
Bir sonraki yazıda çeşitlendirmeye geçiyoruz. Kaç hisse yeterli, korelasyon ne demek ve neden aynı sektörden on hisse çeşitlendirme sayılmıyor.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.