Marjlar neden geriliyor
Çalışmaların ortak bulgusu şu: brüt kâr marjı, FAVÖK marjı ve net kâr marjı örneklemin önemli bir kısmında geriliyor.
Sebebi maliyet tarafında. Stoklar ve amortisman güncel satın alma gücüne çevrildiğinde maliyetler artıyor. Satışlar da düzeltiliyor elbette ama zaman ağırlıkları farklı, çünkü satış yıl boyunca yayılıyor ve stok belli bir anda alınmış oluyor. Net etki genelde marj aleyhine.
Bunun aslında gerçeği gösterdiğini söylemek mümkün. On yıl önce alınmış bir makinenin amortismanını bugünkü parayla hesaplamamak, şirketin o makineyi yenileyeceğini görmezden gelmek demek. Enflasyon muhasebesi bu görmezden gelmeyi bitiriyor.
Özkaynak ise büyüyor
Diğer yönde bir etki var. Çalışmalar enflasyon muhasebesinin özkaynakların büyümesine katkı sağladığını gösteriyor. Maddi duran varlıklar ve sermaye güncel değere çekildiği için bilanço şişiyor.
İki etkiyi birleştirin: kâr düşerken özkaynak büyüyor.
Yani ROE rakamlarındaki düşüşün operasyonel bir bozulmayla ilgisi olmayabilir. Bir şirketin özkaynak kârlılığı dört yıl yüzde 30 civarındayken son yıl yüzde 12’ye indiyse, önce muhasebe rejimini kontrol etmek lazım.
En kritik kalem: parasal pozisyon
Bu kalem kafa karıştırıyor ama mantığı basit.
Enflasyon döneminde nakit tutuyorsanız kaybedersiniz, çünkü paranızın alım gücü eriyor. Borçlu iseniz kazanırsınız, çünkü geri ödeyeceğiniz paranın alım gücü düşmüştür.
Düzeltme bu etkiyi hesaplayıp gelir tablosuna yazıyor.
Sonucu şu oluyor: çok borçlu şirketler bu kalemden kâr yazıyor, nakit zengini şirketler zarar yazıyor.
Bu, şirket kıyaslamayı ciddi biçimde zorlaştıran bir şey. Operasyonu birbirine çok benzeyen iki şirketin raporlanan kârı, sadece bilanço yapısı yüzünden zıt yönlere gidebiliyor. Sağlıklı bilançolu şirket kağıt üstünde kötü, borçlu şirket iyi görünebiliyor.
Sektörel fark büyük
Etkinin büyüklüğü şirketin bilanço yapısına bağlı ve bu bağımlılık çok güçlü.
Sermaye yoğun şirketler, yani büyük maddi duran varlık taşıyanlar, en çok etkilenenler. Amortisman kalemleri büyük oranda değişiyor.
Hizmet şirketleri ve varlık hafif iş modelleri daha az etkileniyor.
Bu, farklı sektörlerdeki şirketleri aynı çarpanla değerlendirmeyi eskisinden daha yanıltıcı hale getiriyor.
Yatırımcı ne yaptı
Bir çalışma doğrudan şunu soruyor: Borsa İstanbul yatırımcısı bu uygulamaya nasıl tepki verdi.
Bu, bilanço etkisinden ayrı ve ilginç bir soru. Çünkü düzeltme yeni bilgi üretmiyor. Şirketin gerçek durumu değişmedi, sadece raporlama şekli değişti. Etkin piyasa varsayımına göre fiyat tepkisi olmaması gerekir.
Pratikte tepki olması, yatırımcıların raporlanan rakamlara ne kadar mekanik baktığını gösterir. Bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç var ama sorunun kendisi doğru soru.
Pratik olarak ne yapmalı
Faaliyet kârına ve nakit akımına ağırlık verin. Net kâr bu dönemde muhasebe etkileriyle daha çok bozulmuş durumda. Faaliyet nakit akımı düzeltmeden daha az etkileniyor.
Parasal pozisyon kalemini ayrı izleyin. Bu kalemin kâra katkısını gördüğünüzde esas faaliyetten geleni ayırt edebilirsiniz.
Aynı rejim içinde kıyaslayın. Düzeltme öncesi ile sonrasını yan yana koyup trend çizmeyin.
Sektör içinde kalın. Aynı sektördeki şirketler benzer bilanço yapısına sahip olduğu için düzeltmeden benzer biçimde etkilendiler. Sektör içi kıyas hâlâ anlamlı.
Operasyonel verilere bakın. Mağaza sayısı, üretim adedi, kapasite kullanımı, abone sayısı. Bu sayılar muhasebe rejiminden hiç etkilenmiyor ve bu dönemde değerleri belirgin biçimde arttı. Faaliyet raporlarının en çok atlanan bölümü, şu anda en güvenilir bölümü.
Kaynaklar
- PwC Türkiye, TMS 29 ve Enflasyon Muhasebesi: Finansal Tablolara Etkileri
- Enflasyon Muhasebesinin Şirketlere Etkisi: Borsa İstanbul Örneği
- VUK ve TMS 29 kapsamında enflasyon muhasebesinin özkaynaklar üzerindeki etkisi: BİST imalat sektörü
- Enflasyon Muhasebesi Uygulamalarına Borsa İstanbul Yatırımcısının Tepkisi
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.