Çeşitlendirme: on hisse almak yetmez
“Yumurtaları tek sepete koyma” herkesin bildiği bir tavsiye. Ama uygulaması sanıldığı kadar basit değil.
On farklı hisse almak, otomatik olarak çeşitlendirme anlamına gelmiyor.
Neyi azaltıyoruz
Portföy riskinin iki bileşeni var.
Şirket riski. Tek bir şirkete özgü sorunlar. Fabrika yanması, ana müşteri kaybı, yönetim skandalı. Bu riski çeşitlendirmeyle azaltabilirsiniz.
Piyasa riski. Tüm piyasanın birlikte hareket etmesi. Faiz kararı, kur şoku, küresel kriz. Bu riski çeşitlendirmeyle ortadan kaldıramazsınız, sadece hisse dışı varlıklara giderek azaltabilirsiniz.
Çeşitlendirmenin sınırı burada. Portföyünüzde 100 hisse olsa bile piyasa düştüğünde siz de düşersiniz.
Korelasyon meselesi
Çeşitlendirmenin işe yaraması için varlıkların birlikte hareket etmemesi gerekiyor. Bunu ölçen şey korelasyon.
Korelasyon 1 ise iki varlık tamamen birlikte hareket ediyor. 0 ise ilişkisiz. Negatifse ters yönde.
Buradan çıkan sonuç önemli: aynı sektörden on hisse almak, çeşitlendirme değil. Aynı sektördeki şirketler yüksek korelasyonla hareket ediyor. Sektör bir sorun yaşadığında hepsi birden düşer.
Gerçek çeşitlendirme katmanları
Sektör. Farklı sektörlerden hisse tutun. Bankacılık, sanayi, perakende, teknoloji, enerji. Türkiye’de dikkat: BIST’te bankacılık ve holding ağırlığı yüksek, farkında olmadan yoğunlaşabiliyorsunuz.
Şirket büyüklüğü. Büyük ve küçük şirketler farklı dönemlerde farklı davranıyor.
Ülke. Sadece Türkiye hisselerinden oluşan bir portföy, Türkiye’ye tek bir bahis. ABD ya da diğer piyasalara açılmak ciddi bir çeşitlendirme katmanı ekliyor.
Varlık sınıfı. Hisse, tahvil, döviz, altın, gayrimenkul. Bunlar farklı koşullarda farklı davranıyor.
Para birimi. Türkiye’de bu ayrı bir katman. TL varlıklardan oluşan bir portföy kur şoklarına açık.
Gizli yoğunlaşmalar
Portföyünüz çeşitlenmiş görünürken aslında olmayabiliyor.
Aynı risk faktörüne bağlı şirketler. Farklı sektörlerden görünen şirketler aynı şeye duyarlı olabiliyor. Örneğin döviz borcu yüksek şirketler farklı sektörlerde olsa bile kur şokunda birlikte düşer.
Holding etkisi. Bir holding ve onun bağlı ortaklıklarını ayrı ayrı almak çeşitlendirme sağlamıyor.
Endeks fonu ile hisse çakışması. BIST 100 fonu tutup ayrıca büyük bankaların hisselerini alıyorsanız, o bankalara iki kez yatırım yapmış oluyorsunuz.
Aynı makro bahis. Faiz düşecek diye alınan bankacılık, gayrimenkul ve inşaat hisseleri, üç farklı sektör gibi görünüyor ama tek bir tez.
Portföyünüze bakarken şu soruyu sorun: bu pozisyonların hepsi hangi tek varsayımın doğru çıkmasına bağlı. Cevap tek bir cümleye sığıyorsa, çeşitlenmiş değilsiniz.
Kriz dönemlerinde korelasyon artıyor
Çeşitlendirmenin acı gerçeği bu.
Normal zamanlarda düşük korelasyonlu varlıklar, kriz anında birlikte düşme eğiliminde. Herkes aynı anda nakde geçmek istediğinde her şey satılıyor.
Yani çeşitlendirme, tam da en çok ihtiyacınız olduğu anda beklediğinizden az koruma sağlıyor.
Bu, çeşitlendirmeyi anlamsız yapmıyor. Sadece ondan mucize beklememek gerektiğini gösteriyor. Gerçek koruma, varlık sınıfları arasında dağılmak ve nakit tutmaktan geliyor.
Aşırı çeşitlendirme
Diğer uçta bir sorun daha var.
Elli hisse tutuyorsanız, hiçbirini gerçekten takip edemezsiniz. Bilançolarını okuyamaz, haberlerini izleyemezsiniz.
Bu durumda fiilen bir endeks fonu tutuyorsunuz ama endeks fonunun maliyet avantajı ve sadeliği olmadan. Üstelik elli pozisyonun işlem maliyetini ödeyerek.
Eğer o kadar geniş bir dağılım istiyorsanız, doğrudan endeks fonu almak daha mantıklı.
Yeniden dengeleme
Zamanla portföyünüzün dağılımı bozuluyor. Yükselen hisseler büyüyor, düşenler küçülüyor.
Yeniden dengeleme, ağırlıkları hedef seviyeye geri getirmek. Yani kazananlardan bir miktar satıp kaybedenlere eklemek.
Bunun iki etkisi var. Riskinizi hedef seviyede tutuyor ve mekanik olarak pahalıdan satıp ucuzdan alma davranışını zorunlu kılıyor.
Ama bir maliyeti var: işlem masrafı ve vergi. Bu yüzden sık yapılmaması gerekiyor. Yılda bir ya da iki kez, ya da bir pozisyon hedefinden belirli bir oranda saptığında yapmak yaygın bir yaklaşım.
Nakit de bir pozisyon
Portföyünüzün tamamının yatırımda olması zorunlu değil.
Nakit tutmak size iki şey veriyor: düşüşlerde alım gücü ve psikolojik rahatlık.
Türkiye’de nakdin enflasyona karşı erimesi bir maliyet, bunu bilerek yapın. Ama yüzde 100 yatırımda olup düşüşte hiçbir şey yapamamak da bir maliyet.
Sıradaki
Bir sonraki yazıda zaman ve bileşik getiri konusuna geçiyoruz. Neden erken başlamak bu kadar önemli ve bileşik getiri Türkiye’de nasıl çalışıyor.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi değildir.